« Önceki Girişler

Empati

Edebiyat duyguları anlatma sanatıdır.

Yaşamınızın kontrolü sizde değil!
Öyle olduğunu düşünebilirsiniz, ama yanılıyorsunuz.
Elbette ki kendi kararlarınızı kendiniz vermekte özgürsünüz.
Bu kitabı kapatabilirsiniz.
O sandalyede oturmaya devam edebilirsiniz.
Ya da gözlerinizi oymak gibi çılgınca bir şey yapabilirsiniz.
Ne isterseniz yapabilirsiniz.
Ama sorun şurada: Ne isteyeceğinizi kontrol edemezsiniz.
Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız ruhunuzun okadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz.
Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar.
Bu nedenle, hayatınızı yaşamaya devam edin. Ne isterseniz yapın.
Sadece ‘isteklerinizin’ tümüyle sizin kontrolünüzde olmadığı gerçeği üzerine kafanızı çok fazla yormamaya çalışın. (Empati, Adam Fawer, Arka Kapak)

Düşün!

Bir gün göğsünde duyduğun ara sıra gelen keskin sancılar, babanın gözünün önünde oluverir. Baban heyecanlanır, üç beş saniyelik kıvranman belki ona bir yıl gibi gelmiştir. Oysa sen panikatak hastalığının böyle belirtileri olduğunu duyduğundan panikatak olduğunu sanırsın. “Akşam işten sonra doktora uğrayalım tanıdığım bir kalp doktoru var” der. Sense o kadar eminsindir panikatak olduğundan gitmek istemezsin ama bir anda üzerinde yoğunlaşan ilgiden –bilinçli veya bilinçsiz olarak– mutlusundur.

Derslerin kötü gitmektedir, arkadaşlarınla aran kötüdür, hayatla aran kötüdür. Oruç Aruoba okumuşsundur “yaşadıklarımız öldürdüklerimizdir (de ki işte)” diyen bir yazardan etkilenmesi nasıl olur insanın? Yaşama sevinciyle dolamazsın! Zaten hayatın boyunca insanlar seni övse de, seni “büyük” bir insan olarak görseler de sen o “küçük insanların” yapabildiklerini yapamadığını düşünürsün. Büyük başarılar görünmez gözüne küçük mutluların yanında.

Aslında dibe vurduğun zamandasındır ve öyle olduğunu da bilirsin ama yüzündeki aptal gülümseme raflardaki mısır cipsleri paketleri gibi mükemmel olduğun hissini vermeye çalışır insanlara. Zaten insanlar senden mükemmel olmanı beklemiyorlar mı? Kendine istediklerini veremediğinde insanlara verirsin. Ya mutlu olursun ya da mutlu görünürsün.

Abartıp, her an nasıl mutlu olabileceklerini onlara göstermeye kalkarsın. Her an her şeyi yapabileceğini göstermeye kalkarsın ama özgürlük istediğini yapmak değil, istemediğini yapmamaktır.

(more…)

insan ömrünü neye vermeli…

insan ömrünü neye vermeli bilmiyorum, zengin olmak için mi yaşamalı? güçlü olmaya mı çalışmalı? bugün için mi, dün için mi, yarın için mi yaşamalı?

bugün, yarın dün olur, dün ise zaten geçmiştir. gelecekte olacağımız bile kesin değil. hal böyleyken insan ömrünü neye vermeli? herşeyin değeri böylesine çabuk biterken neye değer vermeli?
sanırım bu ölümsüz birşey olmalı veya en azından senin yaşamın boyunca seninle olacak birşey olmalı. o nedir, sevgi midir? sevmek midir sevilmek midir? emin değilim ama insan ne isterse hayattan onu alabilir.. istemek ve gayret etmek gerekli. ve vazgeçmek zamanı gelince

sen mutluluğu beklerken, mutlulukta seni bekler.

yataklarını çimlere yeğleyenlere şaşarım…

yataklarını çimlere yeğleyenlere şaşarım.
hanginizin yatağında rüzgar eser,
hanginizin yatağı böyle kokar.
kaçınızınkinden gökyüzü izlenir,
kaçınızınkinde çiçekler açar
sizin yatağınızda kuşlar öter mi?

peki o dört duvarı nasıl açıklıyorsunuz?

dünyayı sadece bildiklerin ile anlamlandırmak…

dünyayı sadece bildiklerin ile anlamlandırmak dünyanın en akıllı işidir, zaten kıskandığımız cahil insanların yaptığıda aslında böyle bişey. cahil dediğimiz insanlar aslında etrafta neler döndüğünden habersiz insanlar değiller, etrafta sadece b i l d i k l e r i n i n döndüğünü düşünen insanlardır, onlarda yeni şeyler öğrenir ve bildiklerinin arasına katarlar ve biraz daha geniş bir d ü n y a y a sahip olurlar ama sadece bildikleri ile s ı n ı r l ı bir dünya olur bu.

bildiklerin ise sabit şeyler değildir, aslında sürekli çoğalır ama yalnızca ihtiyaç duyduğun alanlarda çoğalır böylece sadece ihtiyaç duyduğun şeyleri bilirsin ve sonrası seni ilgilendirmez sonrasını düşünmezsin.

bildiklerin ile sınırlı olan bir dünya senin için ideal olan dünyadır bu her insan için geçerlidir, çünkü her insanın gereksinimleri kendine özeldir. ve bildikleri kendi ihtiyaçları ile geliştiğinden kendine özel bir dünyası oluverir.

kendine özel dünyası olmak demek kendi dünyan olmak demek, kendi dünyan olması demek ihtiyaçların en aza indirgenmiş demek, dünya s e n i n demek.

hayat bayram demek.

« Önceki Girişler