« Önceki Girişler

latife lütfet dinle

verdiği ilhamlar için fatmacıma çok teşekkürler

latife lütfet dinle
latife beni dinle…

hey!
seninle şu köşede çarpışalım mı?
sen elindekileri düşür,
ben özür dileyerek yardım ediyim.

adını sorarım o anda
ama sende benimkini sor.
daha sonra arkandan gözlerini kapadığımda,
bilmen lazım kim olduğumu.

sonra bi yerde otururuz,
ilk çalan şarkı bizim şarkımız olur.
çamlıcaya gideriz sonra,
salıncakta sallarım seni.

elele tutuşup gezelim,
sen ağaçların arkasına saklan
ben seni arayıp,
yolu kahkahalarından bulayım.

seni seviyorum diyim
bende seni de,
evlenelim diyim,
hemen evet de..

Düşün!

Bir gün göğsünde duyduğun ara sıra gelen keskin sancılar, babanın gözünün önünde oluverir. Baban heyecanlanır, üç beş saniyelik kıvranman belki ona bir yıl gibi gelmiştir. Oysa sen panikatak hastalığının böyle belirtileri olduğunu duyduğundan panikatak olduğunu sanırsın. “Akşam işten sonra doktora uğrayalım tanıdığım bir kalp doktoru var” der. Sense o kadar eminsindir panikatak olduğundan gitmek istemezsin ama bir anda üzerinde yoğunlaşan ilgiden –bilinçli veya bilinçsiz olarak– mutlusundur.

Derslerin kötü gitmektedir, arkadaşlarınla aran kötüdür, hayatla aran kötüdür. Oruç Aruoba okumuşsundur “yaşadıklarımız öldürdüklerimizdir (de ki işte)” diyen bir yazardan etkilenmesi nasıl olur insanın? Yaşama sevinciyle dolamazsın! Zaten hayatın boyunca insanlar seni övse de, seni “büyük” bir insan olarak görseler de sen o “küçük insanların” yapabildiklerini yapamadığını düşünürsün. Büyük başarılar görünmez gözüne küçük mutluların yanında.

Aslında dibe vurduğun zamandasındır ve öyle olduğunu da bilirsin ama yüzündeki aptal gülümseme raflardaki mısır cipsleri paketleri gibi mükemmel olduğun hissini vermeye çalışır insanlara. Zaten insanlar senden mükemmel olmanı beklemiyorlar mı? Kendine istediklerini veremediğinde insanlara verirsin. Ya mutlu olursun ya da mutlu görünürsün.

Abartıp, her an nasıl mutlu olabileceklerini onlara göstermeye kalkarsın. Her an her şeyi yapabileceğini göstermeye kalkarsın ama özgürlük istediğini yapmak değil, istemediğini yapmamaktır.

(daha fazla…)

insan ömrünü neye vermeli…

insan ömrünü neye vermeli bilmiyorum, zengin olmak için mi yaşamalı? güçlü olmaya mı çalışmalı? bugün için mi, dün için mi, yarın için mi yaşamalı?

bugün, yarın dün olur, dün ise zaten geçmiştir. gelecekte olacağımız bile kesin değil. hal böyleyken insan ömrünü neye vermeli? herşeyin değeri böylesine çabuk biterken neye değer vermeli?
sanırım bu ölümsüz birşey olmalı veya en azından senin yaşamın boyunca seninle olacak birşey olmalı. o nedir, sevgi midir? sevmek midir sevilmek midir? emin değilim ama insan ne isterse hayattan onu alabilir.. istemek ve gayret etmek gerekli. ve vazgeçmek zamanı gelince

sen mutluluğu beklerken, mutlulukta seni bekler.

sevdiğimi gizlemeye çalışırken…

sevdiğimi gizlemeye çalışırken herşey berbat oluyor, iyice kötüye gidiyor. belli etmemeye çalışırken en istemediğim yöne doğru yönlendiriyorum olayları, düşünceleri. o kadar kötü hissediyorum ki; rus ruleti oynamak istiyorum kendi kendime, acaba sağ elim mi yener, yoksa sol mu?
bi delikte kafada açılsın..

*
people are strange

o kadar kötümserim ki…

o kadar kötümserim ki bu yaşıma kadar nasıl gelmişim, nasıl yapabilmişim bişeyleri anlayamadım. Şans işte.

o diilde çok yalnızım, kimse beni sevmiyor.

« Önceki Girişler