Seda Sayan 60 oy kullansın

NTV’deki Haydi Gel Benimle Ol programında müthiş bir tartışma olmuş. Ne yazık kaçırdım.

Kaçak elektrik kullanımı, Gece kondu ve Göç sorunu üzerine hararetli bir tartışma olmuş.
İnsanları bunları yaptıkları için suçluyor Aysun Kayacı ve Pınar Kür, Müjde Ar ve Çiğdem Anad ise Daha çok siyasete suçu atıyorlar. Ben pek tartışmayı uzatmıycam çok şey söyleyebilirim ama benim üstünde durmak istediğim şey Aysun Kayacı’nın Bir sözü.

Diyorki Aysun
“Niçin benim oyumla Dağdaki çobanın oyu eşit, Benim verdiğim vergiyi vermiyorlar üstelik kaçak kullanıyorlar herşeyi”

Bende Aysun Kayacının bu sözünden yola çıkarak vergi rekortmenlerinin daha fazla oy kullanmasını teklif ediyorum Örneğin seda sayan sürekli vergi rekortmenliği listesine girdiği için 60 oy kullansın.

birer yuvarlanan taşlarız hepimiz…

birer yuvarlanan taşlarız hepimiz, bir taş nerelerden yuvarlandığına ne kadar karar verebiliyorsa biz de hayatımıza o kadar yön veriyoruz. sadece yolun ve bizim şeklimize bağlı nereye yuvarlanacağımız, sadece karar verdiğimizi düşünüyoruz.

taş kafalıyım.

bizim hayatımız’a etki eden etmenlerin sayısı bir hayli fazla olduğundan biz aslında karar verdiğimizi sanıyoruz, aslında biz de genetik yapımız, aile eğitimimiz, okul eğitimimiz, çevre eğitimimiz ve benzeri şeyler tarafından şekillendirilmişiz, düşünce yapımız da öyle. ve bu düşünce yapımız o koşullara göre tepki veriyor, yani ne olması gerekiyorsa o oluyor. kimse karar vermiyor.

ne olacaksa o oluyor,

bizim verdiğimiz kararlar, aslında önceden olan deneyimlerimiz, isteklerimiz ile şekillenmiştir, yani aslında tek seçenek var seçimlerimiz önceden belli.

bu yazıyı yazarken ortaya çıkan yeni canlı türlerini ve nesilleri tükenen canlıları saygıyla anıyorum.

daha yazacak çok şey var ama ne gerek var, düşünmek daha kolay,
okuyan kişiden de özür, pek anlaşılır birşey olmadı ama böyle olacaktı

ek:

hazır kafayı yemişken, değerlendirmem lazım.

Ne olacaksa o oluyor

1.
Bir bakıma ne yapmamız gerekiyorsa onu yapıyoruz. Yapacağımız herşey söyleyeceğimiz herşey ta en başından belliydi. Biz sadece izliyoruz bir etkimiz yok –ne etki edeceğimizde öncesinden belliydi. bunlarda, herşey.

Ya peki anlamı ne?

– Buradan çok farklı sonuçlar çıkarıbilir, benim temelde demek istediğim “herşey olacağına varır”, kader, kısmet değil. Gerçekten herşeyin belli olduğu; gözünü kırpmak, yanınızdan bir sineğin geçmesi, bir tozun havalanması hepsi en başından belliydi.

Bu o kadar ağır bir söylem oldu ki ne desem bilemiyorum — altından nasıl kalkacağım bilemiyorum. Bir kere söyledikten sonra da tam olarak açıklamam gerek olduğunu düşünüyorum ama yettiremiyorum kelimeleri sığdıramıyorum bir tümceye, hep bazıları dışında kalıyor ve her eksik kelime nereye çeksen oraya gider yapıyor yazıyı.
Bir çırpıda yazmak bu nedenle yanlış olur diye düşünüyorum aklıma geldikçe ekleyeceğim. Eklemeliyim, hem kendim için de bu gerekli.

2.[16.04.2007]

Birer yuvarlanan taşlarız hepimiz, bir taş nerelerden yuvarlandığına ne kadar karar verebiliyorsa biz de hayatımıza o kadar yön veriyoruz. Sadece yolun ve bizim şeklimize bağlı nereye yuvarlanacağımız, sadece karar verdiğimizi d ü ş ü n ü y o r u z.

Taş kafalıyım.

Bizim hayatımız’a etki eden etmenlerin sayısı bir hayli fazla olduğundan biz aslında karar verdiğimizi sanıyoruz, aslında biz de genetik yapımız, aile eğitimimiz, okul eğitimimiz, çevre eğitimimiz ve benzeri şeyler tarafından şekillendirilmişiz, düşünce yapımız da öyle ve bu düşünce yapımız o koşullara göre tepki veriyor, yani ne olması gerekiyorsa o oluyor, kimse karar vermiyor.

Ne olacaksa o o l u y o r,

Bizim verdiğimiz kararlar, aslında önceden olan deneyimlerimiz, isteklerimiz ile şekillenmiştir, yani aslında tek seçenek var seçimlerimiz önceden belli.

Ancak böyle o l a b i l i r d i.