« Önceki Girişler

Düşün!

Bir gün göğsünde duyduğun ara sıra gelen keskin sancılar, babanın gözünün önünde oluverir. Baban heyecanlanır, üç beş saniyelik kıvranman belki ona bir yıl gibi gelmiştir. Oysa sen panikatak hastalığının böyle belirtileri olduğunu duyduğundan panikatak olduğunu sanırsın. “Akşam işten sonra doktora uğrayalım tanıdığım bir kalp doktoru var” der. Sense o kadar eminsindir panikatak olduğundan gitmek istemezsin ama bir anda üzerinde yoğunlaşan ilgiden –bilinçli veya bilinçsiz olarak– mutlusundur.

Derslerin kötü gitmektedir, arkadaşlarınla aran kötüdür, hayatla aran kötüdür. Oruç Aruoba okumuşsundur “yaşadıklarımız öldürdüklerimizdir (de ki işte)” diyen bir yazardan etkilenmesi nasıl olur insanın? Yaşama sevinciyle dolamazsın! Zaten hayatın boyunca insanlar seni övse de, seni “büyük” bir insan olarak görseler de sen o “küçük insanların” yapabildiklerini yapamadığını düşünürsün. Büyük başarılar görünmez gözüne küçük mutluların yanında.

Aslında dibe vurduğun zamandasındır ve öyle olduğunu da bilirsin ama yüzündeki aptal gülümseme raflardaki mısır cipsleri paketleri gibi mükemmel olduğun hissini vermeye çalışır insanlara. Zaten insanlar senden mükemmel olmanı beklemiyorlar mı? Kendine istediklerini veremediğinde insanlara verirsin. Ya mutlu olursun ya da mutlu görünürsün.

Abartıp, her an nasıl mutlu olabileceklerini onlara göstermeye kalkarsın. Her an her şeyi yapabileceğini göstermeye kalkarsın ama özgürlük istediğini yapmak değil, istemediğini yapmamaktır.

(more…)

yeni şeyler yaratmak…

yeni şeyler yaratmak zeka gösterisi olsa bile eskileri yıkmaktır zeka: eskimişleri, eski düşünceleri.
sadece kendi kafanda yıksan bile

*
Çok güneşler doğdu battı sensiz,
nice yıldızlar kaydı
haybeye geçti bunca zaman
sensiz daha çok ayların 30′u olur

*
İnsan karşıdan güven almak istemez, güven vermek ister.
Eğlendirecek birini arar ilişkide ama güven vermek ister yerine
-karşıdakinin sana güvenmesi senin ona güvenmen midir aynı zamanda? –bilmiyorum.

*
aptal insanları hiç sevmem, elimden gelse birdaha hiçbirinin yüzünü görmek istemem. ama aptalları bu kadar taktığım, aptallardan bu kadar etkilendiğim için, varlıkları bile beni rahatsız ettiği için asıl aptal ben olmalıyım.

ne kadar anlatırsan anlat karşındakinin anladığı kadarsın. -karşındaki için

bugün uzun zamandan sonra…

bugün uzun zamandan sonra keyfim biraz iyidi ama yağmur canımı sıktı dans gösterisi iptal oldu, sedayı sahnede görememek filan, işte.
takmamayı da öğrendim biraz aslında, sadece bekliyorum. fakat psikolojik de olsa bazı ağrılara katlanmak gerekiyo, nefes darlığı, ara sancılar falan. zor.
sonra şimdiye kadar fark etmediğim bi alerjim olabilir, burnum filan bi tuhaf oluyo arada sonra hapşuruyorum bazen. stres galiba hep stres.

birde böyle arada atışacak birini özledim. evde biftek mi yesek dışarda köfte mi tartışalım istedim. olur mu.

keşke bişey olsa…

keşke
bişey olsa, bi anda tekrar herşeyi anlamaya gayret etsem, ilginç gelse tekrar herşey, dersleri ders olarak değil de yeni bilgi kaynağı olarak görsem, öğrendiklerimden fazlasını araştırma isteği gelse ama yine araştırmasam.

boş gözlerle değil de anlayan gözlerle bakmaya başlasam, sanki hergün son gün gibiymiş gibi gelmese hiç son bulmayacak gibi gelse güzel şeylere daha sıkı sarılsam, değerlerini tekrar kazansalar

keşke
arkadaş saydığım kişileri kaybetmemek için daha fazla gayret etseydim veya bunlar olmadan önce yanlış anlamara açık kapı bırakmasaydım daha dikkatli olsaydım, empati yapsaydım, ama biraz geç kaldım ve ancak şimdi haklıymış diyebiliyorum.

keşke yapacak bişey olsa.

keşke istediğim insanları heran görebilsem, görünebilsem.

keşke avuk subuk kelimeleri yanyana dizip cümle kurmaya çalışmasam.

ok, by.

beni ölüme götüren kervan

Beni ölüme götüren kervan yolunu tamamlamak üzereymiş, üzülemiyorum bile. Üzerimde bir halsizlik içimde bir sıkıntı var ama herzamankinden çok değil. Ne yapacağımı ise hiç bilmiyorum istediğim, beklediğim, ümid ettiğim o kadar çok şey var ki hangisinden başlamalıyım bilmiyorum. Sakin bir köşede ölümü mü beklesem?
Ne fark eder öldükten sonra neler yaptığım,
Neyi ne için yaptığım,
Neyi yaptığım,
Ne yaptığım,
Yaptığım,
Yap,
.

*

Borçluyum rüzgara,
bi o okşamış tenimi -hiçbirşey beklemeden-,
-sevişmişiz.

*

« Önceki Girişler