Düşün!

Bir gün göğsünde duyduğun ara sıra gelen keskin sancılar, babanın gözünün önünde oluverir. Baban heyecanlanır, üç beş saniyelik kıvranman belki ona bir yıl gibi gelmiştir. Oysa sen panikatak hastalığının böyle belirtileri olduğunu duyduğundan panikatak olduğunu sanırsın. “Akşam işten sonra doktora uğrayalım tanıdığım bir kalp doktoru var” der. Sense o kadar eminsindir panikatak olduğundan gitmek istemezsin ama bir anda üzerinde yoğunlaşan ilgiden –bilinçli veya bilinçsiz olarak– mutlusundur.

Derslerin kötü gitmektedir, arkadaşlarınla aran kötüdür, hayatla aran kötüdür. Oruç Aruoba okumuşsundur “yaşadıklarımız öldürdüklerimizdir (de ki işte)” diyen bir yazardan etkilenmesi nasıl olur insanın? Yaşama sevinciyle dolamazsın! Zaten hayatın boyunca insanlar seni övse de, seni “büyük” bir insan olarak görseler de sen o “küçük insanların” yapabildiklerini yapamadığını düşünürsün. Büyük başarılar görünmez gözüne küçük mutluların yanında.

Aslında dibe vurduğun zamandasındır ve öyle olduğunu da bilirsin ama yüzündeki aptal gülümseme raflardaki mısır cipsleri paketleri gibi mükemmel olduğun hissini vermeye çalışır insanlara. Zaten insanlar senden mükemmel olmanı beklemiyorlar mı? Kendine istediklerini veremediğinde insanlara verirsin. Ya mutlu olursun ya da mutlu görünürsün.

Abartıp, her an nasıl mutlu olabileceklerini onlara göstermeye kalkarsın. Her an her şeyi yapabileceğini göstermeye kalkarsın ama özgürlük istediğini yapmak değil, istemediğini yapmamaktır.

(more…)

eğer t a n r ı varsa…

eğer t a n r ı varsa herşeyi yaratmadan ö n c e ne yaratacağını, o yağmur damlasının oraya düşeceğini, benim bunları yazacağımı biliyordu. ya da bunları yazmamı o istedi -o yaptı.
nietzsche’yi de tanrı yarattı nietzsche’yi de tanrı öldürdü.

tanrı olsaydı bizim ne yapacağımızı bilir cennete mi cehenneme mi gideceğimize bizi yarattığı andan itibaren karar verirdi, bizim yapacağımız veya başımıza gelen kötülükleri daha z a m a n başlamadan bilirdi. yani bizim nereye gideceğimizi belirlemek için beklemesine gerek olmamalı. ki zaten hepsini tanrı yarattığından benim gülünç duruma düşmem tanrının suçu, benim inanmamam tanrının suçu, “benim suçum tanrının suçu”.

*
“eğer tanrı varsa bize yaratacak ne kalırdı” der nietzsche bunların hepsini zaten o yaratmamış mıdır? -her anı o yaratır, yaratıp izlemeye koyulmaz- bütün bunların kesin olduğu kadar kesindir tanrı yalanı.
,,
neden tanrı bize emirler veriyor? yani tanrı bize emirler verirken onlara uyup uymayacağımızı bilmiyor mu? “benim suçum tanrının suçudur”

*
tanrı bizim ne yapacağımızı bilmiyorsa bize gücünden dolayı hükmeden e f e n d i dir. biz k ö l e yizdir.
olmayan efendinin köleleri

*
eğer tanrı bana verdiği akılla ne yapacağımı biliyorsa yalnızca bir tercihim var demektir, hatta o tercihi de ben yapamam tanrı yaratmadan hiç birşey varolamaz.

tanrı’nın olmasını o kadar çok istediğim anlarda sorguluyorum ama sorgularken bana öğretilenleri tekrarlayıp kendimi rahatlatmıyorum gerçekten soruyorum.

*
galiba tanrı ne yapacağımızı bilmiyor, yoksa bizi sınamaya çalışmazdı.

*
tanrı yalnızca sen istediğin zaman varolabilir, tanrı bizi değil biz tanrıyı yaratırız.

*

tanrı bana özgür irade vermiş derler. tanrı yarattığı birşeyin ne yapacağını bilmez olur mu?  ve ne yapacağımızı biliyorsa neden bizi yapıyor?

ek:

amacım kimseyi incitmek değil, sizin tanrınızı yok ederek mutlu olmuyorum. kendi tanrımı yokediyorum, kendimle kavga ediyorum.