öyle büyük zamanlar geçer ki…

Öyle büyük zamanlar geçer ki hayatımızda en ufak bir değişiklik olmadan ve öyle ufak anlar olur ki tüm hayatımız değişir.

son zamanlardaki dengesizliğimin, olaylar, insanlar ve hayat hakkında her an farklı düşünmemin, farklı yorumlar yapmamın nedenini az çok anladım. insanlara da yavaş yavaş anlatmaya başladım çoğu söylerken kötü olmadı annem çok üzüldü ama belli etmedi. sanırım babam onu sonradan yatıştırdı benim abarttığımı filan söyledi ama ben inadına herşeyi tekrar anlattım bu sefer kötü olduğunu belli de etti. bence böyle en iyisi oldu çünkü bir perde arkasında saklayıp gerçeği ufak ufak parçalar halinde göstermek hem beni yorar hem annemi. o üzülünce bende ilk defa üzüldüğümü hissettim sesim ağlamaklı çıktı, bi garip oldum.

belki de ben gerçekten abartıyorum ama klavyede asd tuşlarının artık benim için bi anlamı olması ve onları Q klavyemde yan yana görmek üzüyor beni, heryere secundum asd yazıyorum sürekli, F klavye alabilirim heran. doktorlar önemli bişey yok ufak bi operasyon diyip peşinden yalanlar söyleyince ufak olduğuna inanmayıp google da ararım sonra kendimi en kötüsüne hazırlarım. hiç düşünmüyorlar, galiba onlar perdeyi yavaş yavaş aralıyorlar. gördüğüm her deliği iki santim ile kıyaslamaya çalışıyorum, yatarken sol göğsüme kalbimin atışına bakıyorum, elim kalbimin üzerinde uyuyorum.. ya deliriyorum ya da delirdim emin değilim.

iki hafta sürecek ikinci vizeler ve iki haftalık finaller arasında hastane ile ilgilenmek beni yorucak birde staj var ama napıcam bilmiyorum. önce sağlık, önce sağlık.

bazen çok sakin bazen çok sinirliyim katlanın bu halime demiyorum ama anlayın.
böyle buraya yazmak ne anlama geliyor bilmiyorum ne de olsa hiç bi arkadaşım bilmiyor buraya bişeyler yazdığımı, zaten yazarken sadece biri aklıma geliyor ya,, onla da aram bozuk, sanırım ilk verdiğim kurban o. doktorlar beni düzeltir bende kendi kırdıklarımı. düzelir mi bilmem ama denerim…

.sevdiğime bi sakız alsam falında ben çıksam.

keşke bişey olsa…

keşke
bişey olsa, bi anda tekrar herşeyi anlamaya gayret etsem, ilginç gelse tekrar herşey, dersleri ders olarak değil de yeni bilgi kaynağı olarak görsem, öğrendiklerimden fazlasını araştırma isteği gelse ama yine araştırmasam.

boş gözlerle değil de anlayan gözlerle bakmaya başlasam, sanki hergün son gün gibiymiş gibi gelmese hiç son bulmayacak gibi gelse güzel şeylere daha sıkı sarılsam, değerlerini tekrar kazansalar

keşke
arkadaş saydığım kişileri kaybetmemek için daha fazla gayret etseydim veya bunlar olmadan önce yanlış anlamara açık kapı bırakmasaydım daha dikkatli olsaydım, empati yapsaydım, ama biraz geç kaldım ve ancak şimdi haklıymış diyebiliyorum.

keşke yapacak bişey olsa.

keşke istediğim insanları heran görebilsem, görünebilsem.

keşke avuk subuk kelimeleri yanyana dizip cümle kurmaya çalışmasam.

ok, by.

artık bişeyler bitsin istiyorum…

artık bişeyler bitsin istiyorum.

herşey yarım bir ödev gibi üstümde duruyor, tamamlanması gereken o kadar çok şey birikmişki ve hepsinin yükünü de taşıyorum, keşke bazılarının altına hiç girmeseydim diyorum. eğer tamamlarsam bu sefer onlar bana yardımcı olacaklar farkındayım ama bitiremiyorum, iyice biriktiriyorum.

birikmiş ödevler, herşey yarım, herşey eksik
en başta da ben. hayatım.