insan ömrünü neye vermeli…

insan ömrünü neye vermeli bilmiyorum, zengin olmak için mi yaşamalı? güçlü olmaya mı çalışmalı? bugün için mi, dün için mi, yarın için mi yaşamalı?

bugün, yarın dün olur, dün ise zaten geçmiştir. gelecekte olacağımız bile kesin değil. hal böyleyken insan ömrünü neye vermeli? herşeyin değeri böylesine çabuk biterken neye değer vermeli?
sanırım bu ölümsüz birşey olmalı veya en azından senin yaşamın boyunca seninle olacak birşey olmalı. o nedir, sevgi midir? sevmek midir sevilmek midir? emin değilim ama insan ne isterse hayattan onu alabilir.. istemek ve gayret etmek gerekli. ve vazgeçmek zamanı gelince

sen mutluluğu beklerken, mutlulukta seni bekler.

keşke bişey olsa…

keşke
bişey olsa, bi anda tekrar herşeyi anlamaya gayret etsem, ilginç gelse tekrar herşey, dersleri ders olarak değil de yeni bilgi kaynağı olarak görsem, öğrendiklerimden fazlasını araştırma isteği gelse ama yine araştırmasam.

boş gözlerle değil de anlayan gözlerle bakmaya başlasam, sanki hergün son gün gibiymiş gibi gelmese hiç son bulmayacak gibi gelse güzel şeylere daha sıkı sarılsam, değerlerini tekrar kazansalar

keşke
arkadaş saydığım kişileri kaybetmemek için daha fazla gayret etseydim veya bunlar olmadan önce yanlış anlamara açık kapı bırakmasaydım daha dikkatli olsaydım, empati yapsaydım, ama biraz geç kaldım ve ancak şimdi haklıymış diyebiliyorum.

keşke yapacak bişey olsa.

keşke istediğim insanları heran görebilsem, görünebilsem.

keşke avuk subuk kelimeleri yanyana dizip cümle kurmaya çalışmasam.

ok, by.

birer yuvarlanan taşlarız hepimiz…

birer yuvarlanan taşlarız hepimiz, bir taş nerelerden yuvarlandığına ne kadar karar verebiliyorsa biz de hayatımıza o kadar yön veriyoruz. sadece yolun ve bizim şeklimize bağlı nereye yuvarlanacağımız, sadece karar verdiğimizi düşünüyoruz.

taş kafalıyım.

bizim hayatımız’a etki eden etmenlerin sayısı bir hayli fazla olduğundan biz aslında karar verdiğimizi sanıyoruz, aslında biz de genetik yapımız, aile eğitimimiz, okul eğitimimiz, çevre eğitimimiz ve benzeri şeyler tarafından şekillendirilmişiz, düşünce yapımız da öyle. ve bu düşünce yapımız o koşullara göre tepki veriyor, yani ne olması gerekiyorsa o oluyor. kimse karar vermiyor.

ne olacaksa o oluyor,

bizim verdiğimiz kararlar, aslında önceden olan deneyimlerimiz, isteklerimiz ile şekillenmiştir, yani aslında tek seçenek var seçimlerimiz önceden belli.

bu yazıyı yazarken ortaya çıkan yeni canlı türlerini ve nesilleri tükenen canlıları saygıyla anıyorum.

daha yazacak çok şey var ama ne gerek var, düşünmek daha kolay,
okuyan kişiden de özür, pek anlaşılır birşey olmadı ama böyle olacaktı

ek:

hazır kafayı yemişken, değerlendirmem lazım.

Bugünü yarın unuturum, yarın ise yaşayacağım belli değil, geçmiş zaten geçmiş

Bugün için mi yaşamalı yoksa gelecekte daha iyi bir yaşam için mi uğraşmalı?

Bugün yapmadığım ne varsa yaparım ama yarın bunları unuturum — unutmadıklarım ise geçmişte kalmıştır bir kere yapmış olmak ile yapmamış olmak arasında fark yoktur artık.

Yarın daha huzurlu daha iyi koşullarda yaşamak için uğraşırım ama yarın nerede olacağım hangi koşullarda olacağım hatta olup olmayacağım bile belli değil, böyle kesinsizlikler için yaşamak düşündükçe yıkmaz mı insanı?

“Ah ne güzel günler yaşadım”, “neler neler yapmadım ki?” ya da “keşke yapsaydım”, “keşke gitseydim” demek saçma değil mi?

Ne için yaşamalı ? Ölümsüz bir amaç için mi? Yoksa ömrümün sonuna kadar benim olacak hep olacak hiç eskimeyecek birşey için mi? Ne peki o? Sevgi mi?

Ne olacaksa o oluyor

1.
Bir bakıma ne yapmamız gerekiyorsa onu yapıyoruz. Yapacağımız herşey söyleyeceğimiz herşey ta en başından belliydi. Biz sadece izliyoruz bir etkimiz yok –ne etki edeceğimizde öncesinden belliydi. bunlarda, herşey.

Ya peki anlamı ne?

– Buradan çok farklı sonuçlar çıkarıbilir, benim temelde demek istediğim “herşey olacağına varır”, kader, kısmet değil. Gerçekten herşeyin belli olduğu; gözünü kırpmak, yanınızdan bir sineğin geçmesi, bir tozun havalanması hepsi en başından belliydi.

Bu o kadar ağır bir söylem oldu ki ne desem bilemiyorum — altından nasıl kalkacağım bilemiyorum. Bir kere söyledikten sonra da tam olarak açıklamam gerek olduğunu düşünüyorum ama yettiremiyorum kelimeleri sığdıramıyorum bir tümceye, hep bazıları dışında kalıyor ve her eksik kelime nereye çeksen oraya gider yapıyor yazıyı.
Bir çırpıda yazmak bu nedenle yanlış olur diye düşünüyorum aklıma geldikçe ekleyeceğim. Eklemeliyim, hem kendim için de bu gerekli.

2.[16.04.2007]

Birer yuvarlanan taşlarız hepimiz, bir taş nerelerden yuvarlandığına ne kadar karar verebiliyorsa biz de hayatımıza o kadar yön veriyoruz. Sadece yolun ve bizim şeklimize bağlı nereye yuvarlanacağımız, sadece karar verdiğimizi d ü ş ü n ü y o r u z.

Taş kafalıyım.

Bizim hayatımız’a etki eden etmenlerin sayısı bir hayli fazla olduğundan biz aslında karar verdiğimizi sanıyoruz, aslında biz de genetik yapımız, aile eğitimimiz, okul eğitimimiz, çevre eğitimimiz ve benzeri şeyler tarafından şekillendirilmişiz, düşünce yapımız da öyle ve bu düşünce yapımız o koşullara göre tepki veriyor, yani ne olması gerekiyorsa o oluyor, kimse karar vermiyor.

Ne olacaksa o o l u y o r,

Bizim verdiğimiz kararlar, aslında önceden olan deneyimlerimiz, isteklerimiz ile şekillenmiştir, yani aslında tek seçenek var seçimlerimiz önceden belli.

Ancak böyle o l a b i l i r d i.