yazilan.org

lorem ipsum dolor sit amet

Archive for the 'google için yazılar' Category

diş teli diyeti

Diş teli kullanan ama kilolu olan birini görmek mümkün mü? Ben görmedim, göreni de duymadım. Çünkü diş teli iştahı kesmede çok etkili. Kullanıldığında, birkaç hafta yemek yerken dişler öyle ağrıyor ki, anında insan önündeki tabağın sonunu getiremez hale geliyor, yemeği ağızda bir o tarafa bi bu tarafa çevirip duruyor. İlerde ağrılar geçse bile fazla yememeye alışılıyor ve sürekli diş fırçalamak gerektiğinden abur cubur tüketimi sıfıra iniyor. Tabi bunların sonucunda ister istemez fazla kilolar atılıyor :)

Diş teli çirkin duruyor kimseye yakışmıyor diyenlere ise bir çift lafım var, taşımasını bilene yakışıyor. utanmayın alışmaya bakın (Mesela Tom Cruise)

Diş telleri, diş bozukluklarında harikalar yaratıyor. Ayrık, çarpık, yamuk her türlü asi dişi yerine oturtarak daha güzel bir gülüşe sahip olmayı sağlıyor. Ama bunların yanında öyle bir etkisi varki k i, sırf bu nedenle diş teli kullanan kişiler olabilir.

İşte diş teli diyetinin temelini bunlar oluşturuyor, ayrıca kola vb asitli içecekler yasak olduğundan sıradan bir diyetten daha fazla yararı var. Çocuklara zorla diş teli takılmasının yanında değilim, küçücük çocuk anlamaz ilerde dişlerinin nasıl güzel görüneceğini bu yüzden eğer büyük problem yoksa bırakın büyüyünce kendi karar versin. Zaten sivilcelerle hiçde güzel durmuyorlar. Ama aşırı kilolu bir çocuğunuz varsa, gerekli bile değilse diş teli taktırın, yemediği yiyecekler, abur cuburlar zaten diş teli fiyatını karşılayacaktır :) Hem de fazla kilolarından kurtulmuş sağlıklı bir çocuğunuz olacaktır.

İşte diş teli diyeti: fazla kilolardan çabucak kurtulunur, manyak bir diş fırçalama alışkanlığı edinilir, sağlıksız beslenme alışkanlığı biter ve çok daha güzel bir gülüşe sahip olursunuz :). Ayrıca diş telini fetişi diye bişeyde varmış.

posted by Engin in abone için yazılar, google için yazılar and have Comments (35)

eski facebook temasına nasıl dönülür

Kısa bir süre sonra, eğer itirazlar ses getirmezse facebook tamamen yeni temasını kullanacak. Hatta dünden beri sitenin üst kısmında yeralan barda eski temaya geri dön yazısı da kayboldu. Yeni tema kullanışlılık olarak daha iyi olsada eskisini beğenenler var, bu yüzden eski temaya nasıl geri dönerim diye soranlar bir hayli fazla.

Evet şuan yeni tema kullanılıyor fakat eski görünüme dönmek için bir yol var.

Birinci Adım : Facebook uygulama geliştiricisi applicationını yükleyin.

İkinci Adım : Uygulamalara Giti tıklayın, sonra sayfayı kapatın.

Üçünü Adım : http://www.new.facebook.com/?fbnew_opt_out=1 bu bağlantıyı tıklayın.

Eğer denerseniz ve çalışmazsa yeni temaya alışmaya çalışın ;) yapacak pek bişey yok gibi.

Ek: Tepkinizi belirtmek istiyorsanız 1,000,000 AGAINST THE NEW FACEBOOK LAYOUT! grbuna üye olabilirsiniz şuana kadar 2milyon üyesi olmuş durumda.

Ek: 09.02.2010: Eski temaya dönüş yolu bulunmuyor.

Ayrıca Facebook gizlilik ayarları için şurayı okumanızı tavsiye ederim http://yazilan.org/arkadasim-facebook-profilimi-nasil-goruyor/

posted by Engin in google için yazılar and have Comments (88)

arkadaşım facebook profilimi nasıl görüyor?

Facebook profil ayarlarıyla oynayıp, üniversitedekiler lise fotoğraflarımı görmesin, akrabalar sevgilimi bilmesin, annemler rock tayfasını görmesin, erkekler msn imi bilmesin gibi ayarlar ile herkes boğuşmuştur.

E tabi bu kadar ayar yaptıktan sonra acaba doğru çalışıyor mu? Tam olarak teyzem profilimi nasıl görüyor diye de düşünürüz. Sanırım bu yüzden facebookta da böyle bir özellik var.

Bunun için Facebook->Gizlilik->Profil sayfasında Arkadaşlarının profilini nasıl gördüğüne bak: kısmına profilimizi nasıl gördüğünü merak ettiğimiz arkadaşımızın adını yazıyoruz ve merakımızı gideriyoruz.

Birde teyzemizin gözüyle profilimize bakalım engellemeleri fazla abartmayalım :) Fakat sanırım bu facebook‘un yeni temasına özel bir seçenek, eski tasarımda ben bu seçeneği bulamadım.

posted by Engin in google için yazılar and have Comment (1)

beijing nedir ve nasıl okunur?

Olimpiyatlar başlayalı bir Beijing 2008 lafı dönüp duruyor. Merak ettim, üşenmedim araştırdım nedir bu beijing diye. Meğer Çinliler bizim Pekin dediğimiz yere Beijing diyormuş.

Beijing’in anlamı kuzeydeki başkentmiş#. Mesela Nanjing varmış bide o da güneydeki başkent demekmiş# ayrıca oralarda adet öyleymiş mesela Tokyo, Đông Kinh bunlarda doğudaki başkent demekmiş.

Beijing şöyle okunuyormuş ve sanırım karga tulumba götürmek deyimi gibi pek düzgün konuşamayan tüccarlar yüzünden batı ülkelerinde Peking, veya Pekin olarak telaffuz edilmiş. Şimdi de Çin, olimpiyatlarla birlikte bunu düzeltmeye çalışıyormuş.

posted by Engin in google için yazılar and have Comments (2)

damacana sular neden 19 litre?

Çeşme sularını içemiyoruz artık! Öyle klor kokuyorki bazen İstanbulda elimi yüzümü bile yıkamak istemiyorum. Bu nedenle çoğu kişi damacana su alıyor evine, işyerine. İşte bu vesileyle tanıştık damacanayla.

Öncelikle damacana nedir?

Damacana türkçe bir kelime değil, başka dillerden geçmiş, bizde suyu serin testi var. Suyu biz musluktan içerdik, musluğun ulaşamadığı yerlere suyu testiyle taşırdı köylü hanımlarımız. Çarpık kentleşme ve altyapı yetersizliği soktu damacanayı hayatımıza. Çok uzun araştırmalar sonucunda damacananın kelime kökenini kutsal bilgi kaynağında buldum.

Şöyle diyor calendil: efendim bu “damacana” dünya dillerini dolaşıp türkçe’ye gelene kadar evrile çevrile bihal olmuştur.

ilk olarak, türkçe’ye fransızca’dan geçmemiştir. seslerin en çok benzeştiği dil olarak italyanca düşünülebilir. kelime türkçeye belki de denizcilerin kullandığı diğer terimlerle birlikte italyanca “damigiana”dan geçmiştir. (acaba?)

gelelim sözcüğün italya macerasına: damigiana teriminin italyanca’ya fransızca “dame jeanne”dan geçtiği doğru olabilir. fakat jeanne hanımefendi, şarabı aşırı büyük şişelerde tüketmeyi seven irice bir güney fransız kadını değil, yine başka bir dilden fransızca’ya aktarılan bir sözcüğü kolay söyleme amacıyla ses benzeşmesi yöntemi ile üretilmiş hayali bir karakterdir. nitekim fransızca’daki jeanne, ingilizce konuşulan ülkelerde cinsiyet değiştirip boyunu kısaltmış ve “demijohn” haline gelmiştir. ingilizce ve fransızca, damacana’nın kökeninde aynı dilden etkilenmiştir.

o dil de arapçadır. arapça “damacana” olarak kullanılan bu sözcük türkçe’ye doğrudan arapça’dan geçmiş olabilir. fakat damacana’nın anavatanı arabistan da değil, pers ülkesinde yer alan ve cam işleri ile ünlü olan (tahminen ilk damacananın yapıldığı) “damaghan” kentidir. kısacası etimolojik etkilenme bu kez batıdan doğuya değil, doğudan batıya doğru yönelmiştir. sözcüğün batıya gittikçe ses bozulmasına uğramış olması da bunu açıkça göstermektedir zaten.

Damacana deyince tamamlayıcı alet hemen pompa geliyor akla. Ben pompalara herzaman gıcık oldum, damacanayı çabuk sevdim nede olsa siz sırtlayıp getirmiyosunuz eve almak için bi telefon yetiyor :) Sonra kocaman bi mavilik oluyo evin bi köşesinde, hem mavi güzel renk hemde çok sevimli duruyor. Ama o pompaya hiç ısınamadım sportif bi insan olduğumdan kaldırıp sürahiye öyle boşalttım suyu. Bu damacanaların kulpları vardı eskiden daha kolay kaldırıp indiriyorduk dedim kendi kendime ve yine bir araştırmaya giriştim yine kutsal bilgi kaynağında buldum tabi. Meğersem işin içinde damacana pompası mafyası varmış.

tupac amaru’nun araştırması şöyle: evvel zaman içine kalbur saman içinde damacana adı verilen bu cisimlerin üzerinde tutacak yerleri varmış. ergonomik yapısı sayesinde damacana kavranır, içindeki su ordan artık nereye boşaltılmak istenirse boşaltılırmış. bu sayede insanlar suyu yerlere dökmez, mutlu mesut yaşarlarmış.

gel zaman git zaman bu kulpları yavaş yavaş damacanalardan kaldırmışlar. bunun elbette mantıklı bir açıklaması olmalıymış. öyle ya, koca koca su şirketlerinin mantıklı hiç bir sebep yokken ellerindeki binlerce kulplu damacanayı çöpe atıp da yerlerine kulpsuz damacanalar koymaları pek mantıklı değilmiş. en sonunda farkedilmiş ki damacana pompası mafyası işin içine girmiş. satışlarının çok düşük olmasından şikayet eden damacana pompası şirketleri yaptıkları araştırma sonucu kulplu damacana sahibi kişilerin pompaya hiç ihtiyaç duymadıklarını, bu şekilde suyu daha rahat bir şekilde doldurduklarını farketmiş.

ve bunun üzerine su şirketlerine ücretsiz olarak kulpsuz damacana verme teklifinde bulunmuşlar. bu sayede insanlar damacanayı sağlam tutamadıkları için suyu yere dökecek, en sonunda isyan edip “sikerim ha, ben pompa almaya gidiyorum” diyeceklermiş. taktik işe yaramış aslında. pek çok kişi pompa aldığı halde, azınlıkta olan kesim onurlu direnişine devam etmiş. bir bardak suyu kendi içerken iki bardağını mutfağın zeminine içirmiş olmasına rağmen geri adım atmamış, pompa almayacağına dair yemin etmiş. o gün bu gündür yeminlerini bozmamışlar, bir bardak su için inatla koca damacanayı kaldırmaya devam ediyorlarmış.

almıyorum ulan pompa, size inat almıyorum amina koyim.

Herşey iyi güzelde bu damacanalar neden 19litre? 20 değil 15 değil 19 çok ilginç bi rakam.

Bunun sebebi kullandığımız damacanaların suyu insan gibi litre ile ölçen kişilerce değilde galon diye tabir edilen 3.785411784litreye denk gelen bir ölçü birimi kullanan varlıklar tarafından yapılmış olması. Bu varlıklar amerikada yaşıyorlar olsa gerek çünkü amerikada bir galon yaklaşık 3.79lt ingilterede 4.55lt. Bizim damacanalar 5 galon olarak çıktıktan sonra 5 galon deselerdi acaba içinde ne koymuşlar diye kimse almazdı bu yüzden halk dilinde 19 litre olarak çıkmıştır. Yani 3.79*5 yaklaşık olarak 19litre bizim damacanalarda o nedenle 19 litre. Ha bunu az önce öğrendim de ondan mı yazdım yok öyle bişey, az önce kimsenin bilmediğini fark ettim o nedenle yazdım :D Ben nereden biliyodum onu da bilmiyorum :))

Her yeni damacanada galon hesabını hatırlayalım lütfen!

posted by Engin in google için yazılar and have Comments (16)
Syf: 1 2 3 4 5 6 İleri