hayır amele kaynadığından değil, amele olmaya başladığımı hissettiğimden çıkıyorum, facebook amele okulunu terk ediyorum da denebilir. ya bana öyle geliyor ya da gerçekten insanlar facebook’u hayatla karıştırıyorlar, sosyal olayım derken evde göbeğini kaşıyarak share, like yapıp duruyorlar! yaptıkları herşeyi yazıyorlar, anlatmak için yaşıyorlar ne yazıkki amele olmaya başladığımdan beri bende bunları yapmak istiyorum. tutuyorum kendimi ama nereye kadar?
boş zamanlarımda kitap okurdum eskiden, çok eskiden değil yalnızca bir kaç ay öncesine kadar şimdi yeni birşey var mı diye her bilgisayarın başına oturduğumda facebook’a giriyorum. kendi kendime konuşurdum eskiden şimdi facebook statusüme konuşuyorum. sevdiğim aklıma gelince düşünürdüm sadece, şimdi facebook profiline bakıyorum.
gerçekten çıkıyorum facebook’tan daha öncede yapmıştım ama birkaçınızın ısrarı yüzünden açık dursun bari diye açmıştım. ama yalnızca facebook profili olmayan insanları yaşamıyor farzetmeye başladım, başka birşey olmadı. farkına vardım ki yaşamayan onlar değil bizleriz!
facebook belki birçoğunun sokakta olamadığı kahraman olmasına yaradı, bir tıkla israili kınadılar, cumhuriyete destek verdiler, belkide dünyayı kurtardığını zannettiler. başka bir dünya mümkünse bunu bu dünyanın tıklamasıyla yapamazsın. hani bir milyonu toplayama çalışıyorsunuz ya! gerçek dünyada bir kızı öpmekle, msnden öpücük ifadesi göndermek arasındaki kadar fark var sokağa çıkıp ifade özgürlüğü diye bağırmak arasında.
kfc de yiyip spor salonlarında koşmak zevk değil, ip atlamak zevk, çıplak ayakla toprağa basmak zevk! ben gerçekten gidiyorum ama gittiğim yer uzak değil kapının önü. kitap falan okuyorumdur, gerçek bir sohbet ediyorumdur, belki bir kediyi seviyorumdur, belkide bi köpek beni kovalıyordur. bi zahmet camdan bak da gör. yıldızları ve artık ne kadar az olduklarını, sokaktaki hayvanların ne kadar aç olduğunu, evde tv, facebook, dışarda kulağında ipod iş-okul da ise moda olan şeyden konuşmak gerçek hayat değil sadece kendimizi izole ediyoruz. ve biliyor musun o temizlikçiyle konuştum, mendilci çocuğa göz kırptım ve diğerlerinin onlardan neden korktuğunu anlamıyorum, sizin içinizdeki kötüler kadar kötü var onların arasında da. hala gerçeği hatırlıyorken yaşamaya bakmayı seçiyorum. çünkü hayatta kalmayı değil yaşamak istiyorum. ve bu zor olan değil.
facebooku kapatıyorum ama tıklayarak değil, bir daha girmeyerek yalnızca. kafamda. interneti değil facebooku bırakıyorum. ulaşmak istiyorsan da mail&telefon&adresimi bileniniz çoğunlukta zor değil yani. insanların ne yaptığını merak etmiyor değilim, arkadaşlarımla ilgiliyimdir ama onları gördüğümde bunu sormayı yeğlerim
facebook’tan gidiyorum ve kimsenin üzüleceğini de sanmıyorum. bırakın ipodları, modayı, facebok’u. dünya herzaman eğlenceli garantisi vermiyorum. ama en azından gerçek! yazdıklarımı da herkes üstüne alınsın
- hesabı deaktif etmek için bu form -> http://www.facebook.com/deactivate.php
- tamamen silmek için ise bu adres kullanılıyor -> http://www.facebook.com/help/contact.php?show_form=delete_account
1. yolun geri dönüşü var ama 2. yolu kullanırsanız ve 14 gün hesabınıza girmezseniz herşey tamamen siliniyor
ben zaten hiç aktif kullanan biri olmad?m ama yine de yetti :)
Çok güzel ve anlamlı bir yazı olmuş. Facebook yüzünden hayatı sanal yaşayıp gerçek hayatı unutmaya başladık. Sonra geriye dönüp niye bu haldeyiz diye hiç düşünmedik. Çocukluğumu hatırlıyorum ve şimdi düşünüyorum geldiğimiz noktayı. Belki teknoloji adına çok şey kazandık ama kendimizi kaybetmeye başladık.
Çoğu insan sanırım genelde boyle dusunuyor ama bırakmakta zorlanıyor gibi geliyor bana
Bende bu olaydan sonra facebook adresimi dondurdum.
bknz : http://e-demir.blogspot.com/2009/05/facebook-sacmalg.html
Bravo tebrik ederim. Zevkle okudum. Keşke herkes hayattaki zevklerin ve gerçek yaşamın tadına varabilse. Internet bizi sınırlandırıyor. İyi ki hiç facebook a merak salmamışım.
ya bu faceden nasıl çıkılacak biri doğru dürüst anlatsın?
Aynen yaa..Sana katılıyorum..Yazı mükemmel.
facebook’tan çikicam ama nasıl çıklıyor bilmiyom yahu herkez cıkamicak mı yahu?
yes yes yeees