bir ispat yöntemi olarak benzetme

filmlerde, kitaplarda hatta gerçek hayatta anlaşılması zor şeyleri benzetmelerle açıklarlar, örneğin bir zen üstadı her şeyi benzetmelerle açıklar. ben de karşımdakine bir şeyler açıklamakta zorlanınca benzetmelere başvururum ama her seferinde aklıma shevek‘in bir sözü gelir “benzetmelerle her şeyi ispatlayabileceğini biliyorsun değil mi?”¹

benzetmeler kişinin kendi deneyimlediği şeyleri ortak yaşanmış, hissedilmiş ve bilinen doğrular üzerinden diğerine aktarması, karşısındakinin onun daha önceden yaşadığına en yakın şekilde tecrübe etmesini sağlaması için kullanılan güzel araçlardır. fakat benzetmeler her zaman bu kadar masum değiller, örneğin hayatın sırrı, düşünceler, felsefeler benzetmelerle ispatlamak istendiğinde (bunu bütün dinler yapıyor) her şey mantıklı geliyor, “galiba doğru söylüyor, aynen böyle” diyor insan. bunun nedeni, insan yaşadığı, deneyimlediği bir şeyi sorgulamak gereği duymuyor. bir felsefe veya din, ölümü odunun yanması gibi sadece bir şekil değiştirme olarak açıkladığında hiç bir şeyin yok olmadığını söylediğinde çok mantıklı gelir ama bunun hiç bir bilimsel, deneysel kanıtı yoktur. kişi sadece inanınır. başka bir felsefe de bize ölümü tamamlanmış bir işe benzetebilir, bitirirsin, biter, ölüm sondur diyebilir. hangisini daha çok duyuyorsanız ona inanırsınız çünkü benzetmeler bir beyin hack yöntemi, beyinde algılanan her şeyi doğru sanma açığı var ve benzetmeler de bu yöntemi kullanarak hack gerçekleştiriyor.

soyut kavramlar soyut kelimelerle açıklanmalı, somutlaştırarak açıklamak hiç bir işimize yaramaz. görülen, duyulan şeylere inanma eğilimi benzetmelerin kanıt olarak algılanmasını sağlar. beyni ehlileştirmeden kanıt olarak sunulan şeylere çok dikkat etmek gerekli, arkadaşı anlamak için bir benzetme ne kadar masum görünsede hayata yön veren şeylerde çok büyük önem taşıyabiliyor. sanırım bu durumda en iyi güvenlik duvarı benzetmelerden kaçmak oluyor. fazla uzatmıyorum, yorumlarla tartışabiliriz.

ayrıca ben bugün benzetme yapmadan bir şeyleri açıklamanın ne kadar zor olduğunu da öğrendim. yine sanıyorum ki dinleyicinin yaşadığı sıkıntıların bir benzerini de anlatan yaşıyor. dinleyici kafasında canlandırdığı şeyi hernasıl hemen anlıyorsa anlatan da kafasında canlandıramadığı şeyi anlatamıyor.

* bu yazıyı okuyan çoğu kişi benimde benzetmeler yaptığım farkında olmayacak, hatta yazdıklarıma katıldıysa benzetmelerin olduğu kısımda çoşkuyla okuyacaktır ve benzetmelerle olan ilk sınavını veremeyecektir.

1. cümle tam olarak bu olmasa da, anlatmak istediği buydu.

About engin

dünyanın en güzel kızını tanıyorum

04. Temmuz 2009 by engin
Categories: engin için yazılar | Tags: , , , , , , , , | Leave a comment

Leave a Reply

Required fields are marked *

*


+ 2 = 6