Çeşme sularını içemiyoruz artık! Öyle klor kokuyorki bazen İstanbulda elimi yüzümü bile yıkamak istemiyorum. Bu nedenle çoğu kişi damacana su alıyor evine, işyerine. İşte bu vesileyle tanıştık damacanayla.
Öncelikle damacana nedir?

Damacana türkçe bir kelime değil, başka dillerden geçmiş, bizde suyu serin testi var. Suyu biz musluktan içerdik, musluğun ulaşamadığı yerlere suyu testiyle taşırdı köylü hanımlarımız. Çarpık kentleşme ve altyapı yetersizliği soktu damacanayı hayatımıza. Çok uzun araştırmalar sonucunda damacananın kelime kökenini kutsal bilgi kaynağında buldum.
Şöyle diyor calendil: efendim bu “damacana” dünya dillerini dolaşıp türkçe’ye gelene kadar evrile çevrile bihal olmuştur.
ilk olarak, türkçe’ye fransızca’dan geçmemiştir. seslerin en çok benzeştiği dil olarak italyanca düşünülebilir. kelime türkçeye belki de denizcilerin kullandığı diğer terimlerle birlikte italyanca “damigiana”dan geçmiştir. (acaba?)
gelelim sözcüğün italya macerasına: damigiana teriminin italyanca’ya fransızca “dame jeanne”dan geçtiği doğru olabilir. fakat jeanne hanımefendi, şarabı aşırı büyük şişelerde tüketmeyi seven irice bir güney fransız kadını değil, yine başka bir dilden fransızca’ya aktarılan bir sözcüğü kolay söyleme amacıyla ses benzeşmesi yöntemi ile üretilmiş hayali bir karakterdir. nitekim fransızca’daki jeanne, ingilizce konuşulan ülkelerde cinsiyet değiştirip boyunu kısaltmış ve “demijohn” haline gelmiştir. ingilizce ve fransızca, damacana’nın kökeninde aynı dilden etkilenmiştir.
o dil de arapçadır. arapça “damacana” olarak kullanılan bu sözcük türkçe’ye doğrudan arapça’dan geçmiş olabilir. fakat damacana’nın anavatanı arabistan da değil, pers ülkesinde yer alan ve cam işleri ile ünlü olan (tahminen ilk damacananın yapıldığı) “damaghan” kentidir. kısacası etimolojik etkilenme bu kez batıdan doğuya değil, doğudan batıya doğru yönelmiştir. sözcüğün batıya gittikçe ses bozulmasına uğramış olması da bunu açıkça göstermektedir zaten.

Damacana deyince tamamlayıcı alet hemen pompa geliyor akla. Ben pompalara herzaman gıcık oldum, damacanayı çabuk sevdim nede olsa siz sırtlayıp getirmiyosunuz eve almak için bi telefon yetiyor :) Sonra kocaman bi mavilik oluyo evin bi köşesinde, hem mavi güzel renk hemde çok sevimli duruyor. Ama o pompaya hiç ısınamadım sportif bi insan olduğumdan kaldırıp sürahiye öyle boşalttım suyu. Bu damacanaların kulpları vardı eskiden daha kolay kaldırıp indiriyorduk dedim kendi kendime ve yine bir araştırmaya giriştim yine kutsal bilgi kaynağında buldum tabi. Meğersem işin içinde damacana pompası mafyası varmış.
tupac amaru’nun araştırması şöyle: evvel zaman içine kalbur saman içinde damacana adı verilen bu cisimlerin üzerinde tutacak yerleri varmış. ergonomik yapısı sayesinde damacana kavranır, içindeki su ordan artık nereye boşaltılmak istenirse boşaltılırmış. bu sayede insanlar suyu yerlere dökmez, mutlu mesut yaşarlarmış.
gel zaman git zaman bu kulpları yavaş yavaş damacanalardan kaldırmışlar. bunun elbette mantıklı bir açıklaması olmalıymış. öyle ya, koca koca su şirketlerinin mantıklı hiç bir sebep yokken ellerindeki binlerce kulplu damacanayı çöpe atıp da yerlerine kulpsuz damacanalar koymaları pek mantıklı değilmiş. en sonunda farkedilmiş ki damacana pompası mafyası işin içine girmiş. satışlarının çok düşük olmasından şikayet eden damacana pompası şirketleri yaptıkları araştırma sonucu kulplu damacana sahibi kişilerin pompaya hiç ihtiyaç duymadıklarını, bu şekilde suyu daha rahat bir şekilde doldurduklarını farketmiş.
ve bunun üzerine su şirketlerine ücretsiz olarak kulpsuz damacana verme teklifinde bulunmuşlar. bu sayede insanlar damacanayı sağlam tutamadıkları için suyu yere dökecek, en sonunda isyan edip “sikerim ha, ben pompa almaya gidiyorum” diyeceklermiş. taktik işe yaramış aslında. pek çok kişi pompa aldığı halde, azınlıkta olan kesim onurlu direnişine devam etmiş. bir bardak suyu kendi içerken iki bardağını mutfağın zeminine içirmiş olmasına rağmen geri adım atmamış, pompa almayacağına dair yemin etmiş. o gün bu gündür yeminlerini bozmamışlar, bir bardak su için inatla koca damacanayı kaldırmaya devam ediyorlarmış.
almıyorum ulan pompa, size inat almıyorum amına koyim.
Damacananın ilginç öyküsüne dalınca bu yazının amacında sapıyordum az daha, herşey iyi güzelde bu damacanalar neden 19litre? 20 değil 15 değil 19 çok ilginç bi rakam.
Bunun sebebi kullandığımız damacanaların suyu insan gibi litre ile ölçen kişilerce değilde galon diye tabir edilen 3.785411784litreye denk gelen bir ölçü birimi kullanan varlıklar tarafından yapılmış olması. Bu varlıklar amerika da yaşıyorlar olsa gerek çünkü amerikada bir galon yaklaşık 3.79lt ingilterede 4.55lt. Bizim damacanalar 5 galon olarak çıktıktan sonra 5 galon deselerdi acaba içinde ne koymuşlar diye kimse almazdı bu yüzden halk dilinde 19 litre olarak çıkmıştır. Yani 3.79*5 yaklaşık olarak 19litre bizim damacanalarda o nedenle 19 litre. Ha bunu az önce öğrendim de ondan mı yazdım yok öyle bişey, az önce kimsenin bilmediğini fark ettim o nedenle yazdım :D Ben nereden biliyodum onu da bilmiyorum :))
Her yeni damacanada galon hesabını hatırlayalım lütfen!