yazilan.org

lorem ipsum dolor sit amet

Archive for Ağustos, 2008

arkadaşım facebook profilimi nasıl görüyor?

Facebook profil ayarlarıyla oynayıp, üniversitedekiler lise fotoğraflarımı görmesin, akrabalar sevgilimi bilmesin, annemler rock tayfasını görmesin, erkekler msn imi bilmesin gibi ayarlar ile herkes boğuşmuştur.

E tabi bu kadar ayar yaptıktan sonra acaba doğru çalışıyor mu? Tam olarak teyzem profilimi nasıl görüyor diye de düşünürüz. Sanırım bu yüzden facebookta da böyle bir özellik var.

Bunun için Facebook->Gizlilik->Profil sayfasında Arkadaşlarının profilini nasıl gördüğüne bak: kısmına profilimizi nasıl gördüğünü merak ettiğimiz arkadaşımızın adını yazıyoruz ve merakımızı gideriyoruz.

Birde teyzemizin gözüyle profilimize bakalım engellemeleri fazla abartmayalım :) Fakat sanırım bu facebook‘un yeni temasına özel bir seçenek, eski tasarımda ben bu seçeneği bulamadım.

posted by Engin in google için yazılar and have Comment (1)

beijing nedir ve nasıl okunur?

Olimpiyatlar başlayalı bir Beijing 2008 lafı dönüp duruyor. Merak ettim, üşenmedim araştırdım nedir bu beijing diye. Meğer Çinliler bizim Pekin dediğimiz yere Beijing diyormuş.

Beijing’in anlamı kuzeydeki başkentmiş#. Mesela Nanjing varmış bide o da güneydeki başkent demekmiş# ayrıca oralarda adet öyleymiş mesela Tokyo, Đông Kinh bunlarda doğudaki başkent demekmiş.

Beijing şöyle okunuyormuş ve sanırım karga tulumba götürmek deyimi gibi pek düzgün konuşamayan tüccarlar yüzünden batı ülkelerinde Peking, veya Pekin olarak telaffuz edilmiş. Şimdi de Çin, olimpiyatlarla birlikte bunu düzeltmeye çalışıyormuş.

posted by Engin in google için yazılar and have Comments (2)

damacana sular neden 19 litre?

Çeşme sularını içemiyoruz artık! Öyle klor kokuyorki bazen İstanbulda elimi yüzümü bile yıkamak istemiyorum. Bu nedenle çoğu kişi damacana su alıyor evine, işyerine. İşte bu vesileyle tanıştık damacanayla.

Öncelikle damacana nedir?

Damacana türkçe bir kelime değil, başka dillerden geçmiş, bizde suyu serin testi var. Suyu biz musluktan içerdik, musluğun ulaşamadığı yerlere suyu testiyle taşırdı köylü hanımlarımız. Çarpık kentleşme ve altyapı yetersizliği soktu damacanayı hayatımıza. Çok uzun araştırmalar sonucunda damacananın kelime kökenini kutsal bilgi kaynağında buldum.

Şöyle diyor calendil: efendim bu “damacana” dünya dillerini dolaşıp türkçe’ye gelene kadar evrile çevrile bihal olmuştur.

ilk olarak, türkçe’ye fransızca’dan geçmemiştir. seslerin en çok benzeştiği dil olarak italyanca düşünülebilir. kelime türkçeye belki de denizcilerin kullandığı diğer terimlerle birlikte italyanca “damigiana”dan geçmiştir. (acaba?)

gelelim sözcüğün italya macerasına: damigiana teriminin italyanca’ya fransızca “dame jeanne”dan geçtiği doğru olabilir. fakat jeanne hanımefendi, şarabı aşırı büyük şişelerde tüketmeyi seven irice bir güney fransız kadını değil, yine başka bir dilden fransızca’ya aktarılan bir sözcüğü kolay söyleme amacıyla ses benzeşmesi yöntemi ile üretilmiş hayali bir karakterdir. nitekim fransızca’daki jeanne, ingilizce konuşulan ülkelerde cinsiyet değiştirip boyunu kısaltmış ve “demijohn” haline gelmiştir. ingilizce ve fransızca, damacana’nın kökeninde aynı dilden etkilenmiştir.

o dil de arapçadır. arapça “damacana” olarak kullanılan bu sözcük türkçe’ye doğrudan arapça’dan geçmiş olabilir. fakat damacana’nın anavatanı arabistan da değil, pers ülkesinde yer alan ve cam işleri ile ünlü olan (tahminen ilk damacananın yapıldığı) “damaghan” kentidir. kısacası etimolojik etkilenme bu kez batıdan doğuya değil, doğudan batıya doğru yönelmiştir. sözcüğün batıya gittikçe ses bozulmasına uğramış olması da bunu açıkça göstermektedir zaten.

Damacana deyince tamamlayıcı alet hemen pompa geliyor akla. Ben pompalara herzaman gıcık oldum, damacanayı çabuk sevdim nede olsa siz sırtlayıp getirmiyosunuz eve almak için bi telefon yetiyor :) Sonra kocaman bi mavilik oluyo evin bi köşesinde, hem mavi güzel renk hemde çok sevimli duruyor. Ama o pompaya hiç ısınamadım sportif bi insan olduğumdan kaldırıp sürahiye öyle boşalttım suyu. Bu damacanaların kulpları vardı eskiden daha kolay kaldırıp indiriyorduk dedim kendi kendime ve yine bir araştırmaya giriştim yine kutsal bilgi kaynağında buldum tabi. Meğersem işin içinde damacana pompası mafyası varmış.

tupac amaru’nun araştırması şöyle: evvel zaman içine kalbur saman içinde damacana adı verilen bu cisimlerin üzerinde tutacak yerleri varmış. ergonomik yapısı sayesinde damacana kavranır, içindeki su ordan artık nereye boşaltılmak istenirse boşaltılırmış. bu sayede insanlar suyu yerlere dökmez, mutlu mesut yaşarlarmış.

gel zaman git zaman bu kulpları yavaş yavaş damacanalardan kaldırmışlar. bunun elbette mantıklı bir açıklaması olmalıymış. öyle ya, koca koca su şirketlerinin mantıklı hiç bir sebep yokken ellerindeki binlerce kulplu damacanayı çöpe atıp da yerlerine kulpsuz damacanalar koymaları pek mantıklı değilmiş. en sonunda farkedilmiş ki damacana pompası mafyası işin içine girmiş. satışlarının çok düşük olmasından şikayet eden damacana pompası şirketleri yaptıkları araştırma sonucu kulplu damacana sahibi kişilerin pompaya hiç ihtiyaç duymadıklarını, bu şekilde suyu daha rahat bir şekilde doldurduklarını farketmiş.

ve bunun üzerine su şirketlerine ücretsiz olarak kulpsuz damacana verme teklifinde bulunmuşlar. bu sayede insanlar damacanayı sağlam tutamadıkları için suyu yere dökecek, en sonunda isyan edip “sikerim ha, ben pompa almaya gidiyorum” diyeceklermiş. taktik işe yaramış aslında. pek çok kişi pompa aldığı halde, azınlıkta olan kesim onurlu direnişine devam etmiş. bir bardak suyu kendi içerken iki bardağını mutfağın zeminine içirmiş olmasına rağmen geri adım atmamış, pompa almayacağına dair yemin etmiş. o gün bu gündür yeminlerini bozmamışlar, bir bardak su için inatla koca damacanayı kaldırmaya devam ediyorlarmış.

almıyorum ulan pompa, size inat almıyorum amina koyim.

Herşey iyi güzelde bu damacanalar neden 19litre? 20 değil 15 değil 19 çok ilginç bi rakam.

Bunun sebebi kullandığımız damacanaların suyu insan gibi litre ile ölçen kişilerce değilde galon diye tabir edilen 3.785411784litreye denk gelen bir ölçü birimi kullanan varlıklar tarafından yapılmış olması. Bu varlıklar amerikada yaşıyorlar olsa gerek çünkü amerikada bir galon yaklaşık 3.79lt ingilterede 4.55lt. Bizim damacanalar 5 galon olarak çıktıktan sonra 5 galon deselerdi acaba içinde ne koymuşlar diye kimse almazdı bu yüzden halk dilinde 19 litre olarak çıkmıştır. Yani 3.79*5 yaklaşık olarak 19litre bizim damacanalarda o nedenle 19 litre. Ha bunu az önce öğrendim de ondan mı yazdım yok öyle bişey, az önce kimsenin bilmediğini fark ettim o nedenle yazdım :D Ben nereden biliyodum onu da bilmiyorum :))

Her yeni damacanada galon hesabını hatırlayalım lütfen!

posted by Engin in google için yazılar and have Comments (15)

eski yazılar eski dostlar gibiymiş

Bloguma Tüm yazılar sayfası ekledikten sonra farkettim ki eski yazılarım -hala geçerliliğini yitirmemesine rağmen- pek okunmuyor. Bende bu yazıları topladım. Google duy beni!
Tüm yazılar sayfasını fikirbozan-arsivcik eklentisi ile yaptım.
Pek sık içerik üretmediğimin farkındayım, aslında buna karşıyım diyebilirim çünkü blogumda diğer insanları ilgilendirmeyen şeyleri yazıp yazı kalabalığı oluşturmamaya karar verdim. Ayrıca bir sitede çıkan bir haberi tekrar tekrar her blogda görmek te beni rahatsız ediyor bu yüzden benden önce türkçe bir kaynakta bir haber yeralmışsa yazmamayı tercih ediyorum. Rss listemi okumaya çok fazla zaman harcayamıyorum bu nedenle artık çok fazla aynı haberi veren siteleri listemden çıkarmak zorunda kalıyorum.

Bu yazının amacı ise eskide kalmış beğendiğim bazı yazılarımı google a bildirmek :)

Bunlar haricinde Sodelicious temasını kullanıyorum tabi kendime göre düzenlemeler yaptım anasayfada yazılardan sonra yazı sayfalarında yazılardan önce etiket satırı ekledim, cssinde kodlarında bazı ufak değişiklikler yaptım, yorumlara takip özelliği ekledim, deneme amaçlı adsense koydum.

En yakın zamanda kendime özgü bir tema yapmak istiyorum ama zor geliyor :)

posted by Engin in abone için yazılar and have No Comments

gigabaytlarım nerede?

Ben kendi gigabaytlarımın nerede olduğunu biliyorum ama bazıları gigabaytlarının bilmiyor, kaybolduklarını, kazıklandıklarını sanıyorlar :)) İnsan sürekli kazıklanınca!

Örneğin 100gb lık bir harddisk aldığınızda kapasitesi 93gb olarak görünür, eskiden çok fazla sorulan bir soruydu “nerede benim 7gb’ım”. Fakat artık nerede olduklarını öğrenmeselerde herkeste aynı sorun olduğunu öğrenince sorgulamayı bıraktılar. Öğrendiklerini sanmıyorum sadece sorgulamayı bıraktılar. Ama yeni bilgisayar sahibi olanlar bu soruyu sürekli soruyor.

Örneğin benim laptopumun 160gb harddiski var fakat C sürücüsü 61,1gb D sürücüsü 87,8 gb olarak görünüyor fakat ikisinin toplamı 148,9 gb ediyor. Nerede benim 11,1gb ım?

Üreticiler kapasiteyi decimal olarak hesaplıyorlar 1gb = 1.000mb = 1.000.000kb = 1.000.000.000bayt Diğer taraftan biz binary kullanıyoruz yani 1gb = 1024mb = 1024*1024kb = 1024*1024*1024 bayt Bu nedenle bizim 100gb lık bir harddiskimiz olması için decimal olarak hesaplanan 1.000.000.000bayt dan fazlasına ihtiyacımız var yani tam olarak 1.073.741.824 baytlık bir harddisk taktığımızda sürücülerimizin kapasiteleri toplamı 100gb olur.

Şimdi bu biraz daha anlalşılır olmuştur sadece farklı şekilde ölçüyoruz. Ayrıca 1000^3/1024^3 = 0,93 (yaklaşık olarak) harddiskin tam kapasitesini 0,93 ile çarparak bulabiliriz.

posted by Engin in google için yazılar and have Comment (1)
Syf: 1 2 İleri