yazilan.org

lorem ipsum dolor sit amet

Archive for Mart, 2007

ne oluyor lan?…

ne oluyor lan?

yalnızlık neler yaptırıyor insana. yalnız kalmak ne garip şey lan*.

bakıyorum da artık herşey tersine dönmüş. insanlar la olmamak değil olmak garip geliyor. sanki onların zamanını çalıyormuşum gibi. birde alışkanlık yapıyor “hadi siz gidin işinizi halledin ben vaktinizi almayayım.” diyeceğim neredeyse
istediğim birileri ise samimi oluyor benimle, çokça vakit geçirmeye başlıyoruz beraber, bu seferde ben beceremiyorum, ne yapacağımı bilemiyorum… asosyal oldum tamamen

(insan gelişirken- çevre de gelişiyor. her ayrılık anı geride bırakıyor seni, yetişemiyorsun ayrılıklar uzun olunca)

dün çok samimi olan arkadaşım bugün yüzüme bakmadan selamımı alıyor.

o değil de; ben insanları tanımıyorum galiba.

freud büyük adam
nietzsche büyük adam
“dinle küçük adam”.

ek: saat: 01:26

ya da süslü güzel laflar.

posted by Engin in engin için yazılar and have No Comments

bugün içinde nesli tükenen…

bugün içinde nesli tükenen canlıları saygıyla anıyorum, yeni türeyen canlıları sevgiyle selamlıyorum.

posted by Engin in engin için yazılar and have No Comments

acıma ama acıtma da

acıma,

yetersizlere,
zayıflara,
kusurlulara acıma.

geri kalmak belki de bu yüzden: hep arkadakilere el vermek yüzünden.

neden hep zayıflara iyi denir?
neden hiç birşey yapmamak tercih edilir de, yapmaya yönlendirilmez? –yanlış birşey yapabilme ihtimali yüzünden.
“dilencileri yok etmek gerek, çünkü insan onlara verince de pişman oluyor vermeyince de.”(nietzsche)

ama acıtma da,

acıtmamak gerektiğini söylemek gereksiz aslında fakat acı çektirmek için acımayanlara örnek olmamak için söylüyorum.

* empati, acıyı

hissetmek için değil acıtmamak için yapılmalı.

posted by Engin in engin için yazılar and have No Comments

sonsuz mu dertlerim…

sonsuz mu dertlerim,
sayısız mı?
saymak ta ayrı bir dertse.

*

ağlasan yeşertebilir misin
babanı mezarında?

cansuyu olur mu gözyaşın,
can yokken bedende?
(sende can olsada)

*

Baba~~

mezarında yeşeremezsin
ama yeşeren bir çiçekle
bakabilirsin bana,
_bakılabilirsin.

biliyorum söyleyeceklerin vardı;
yaşamı anlatacaktın,
hayatı öğretecektin.
_sen söyleyemesende ben anladım:

yeterince söyleyememek yaşam,
yettirememek.
_daha güzel anlatamazdın.

*

ne güzel martılanmış alnın,
dalgalarla
(kırışık değil onlar)

*

belki de hayattan silinmiş
noktalarız biz.
(mavi-yeşil-kırmızı ise görünen)
mavi ile kırmızı silinince;
çayır çimen,
kırmızı ile yeşil yoksa;
masmavi gökyüzü ya da parıldayan deniz.

ne kadar yoksak, o kadar belirginiz.

posted by Engin in engin için yazılar and have No Comments

birer yuvarlanan taşlarız hepimiz…

birer yuvarlanan taşlarız hepimiz, bir taş nerelerden yuvarlandığına ne kadar karar verebiliyorsa biz de hayatımıza o kadar yön veriyoruz. sadece yolun ve bizim şeklimize bağlı nereye yuvarlanacağımız, sadece karar verdiğimizi düşünüyoruz.

taş kafalıyım.

bizim hayatımız’a etki eden etmenlerin sayısı bir hayli fazla olduğundan biz aslında karar verdiğimizi sanıyoruz, aslında biz de genetik yapımız, aile eğitimimiz, okul eğitimimiz, çevre eğitimimiz ve benzeri şeyler tarafından şekillendirilmişiz, düşünce yapımız da öyle. ve bu düşünce yapımız o koşullara göre tepki veriyor, yani ne olması gerekiyorsa o oluyor. kimse karar vermiyor.

ne olacaksa o oluyor,

bizim verdiğimiz kararlar, aslında önceden olan deneyimlerimiz, isteklerimiz ile şekillenmiştir, yani aslında tek seçenek var seçimlerimiz önceden belli.

bu yazıyı yazarken ortaya çıkan yeni canlı türlerini ve nesilleri tükenen canlıları saygıyla anıyorum.

daha yazacak çok şey var ama ne gerek var, düşünmek daha kolay,
okuyan kişiden de özür, pek anlaşılır birşey olmadı ama böyle olacaktı

ek:

hazır kafayı yemişken, değerlendirmem lazım.

posted by Engin in engin için yazılar and have No Comments