Uyu

Uyanmak için uyu!

Farkındalık sahibi olsan, bilincinle düşünüp uygulasan bile olayların duygusal sevinç veya acısını bilinçaltının kriterleriyle yaşarsın. Eğer mutlu olmak istiyorsan bilinçaltını dinle. O geçmiş olayları yeniden düşündüğünde ve rüyalarında senle konuşur. Özellikle rüyalarında sen uyurken tüm ukalalığın, bilmişliğin seninle beraber uyur ve bilinçaltın kendini mutlu etmek için bilincinle verdiğin kararları sanki bilinçaltınla vermişsin gibi yeniden yaşatır sana. Kendini küstüğün biriyle kol kola, vazgeçtiğin bir sevdanın peşinde koşarken veya sevmiyorum dediğin babanın dizinin dibinde görebilirsin; sakın şaşırma.

Kendini tanımak için, gerçekten ne istediğini bilmelisin. Ne istediğini bilmek için de saflığına uyumalısın. Kendin hakkında çok şey öğreneceksin; bunlar aşağılık duygular da olabilir ama onlara karşı çıkmak için önce ne olduklarını bilmelisin.

Sadece çevrenin değil, kendinin de farkında olmak için uyu! “Ben aslında ne istiyorum” sorusunun cevabı için uyu. Sonra kendi yolunu çizersin -kaderini değiştirirsin.

06. Haziran 2010 by engin
Categories: engin için yazılar | Tags: , , | 4 comments

İki kelime

Hava beklemediğim kadar güzel. Açık havada ben çevreyi süzerken karşımda oturan arkadaşımın gözü bir afişe takılıyor. Sonra bana dönüp “abi” diyor. “Sosyalizm belki olabilir ama Komünizm asla olamaz”. Gözüm arkasından geçen güzeldeyken kafamı çevirmeden “neden?” diyorum. “Baksana” diyor, “boğazda da evler var. Nasıl bölüştüreceksin? Herkes itiraz eder” o bunları söylerken gözünün içine bakıyorum ve hali hazırda boğazda yalıların olduğunu ve neden itiraz etmediğimizi düşünüyorum ama ona soramıyorum, sadece dudaklarımla evrensel dilde “bilmem” anlamına gelen işareti yapıyorum. Çünkü lanet olasıca ben cevabını bilmediğim soruları bir türlü soramadım ve ne yazık ki kendim bulmadığım cevapları da bir türlü anlayamadım. Mesela o iki kelimeyi söylemeden önce her seferinde karşımdakinin hareketlerinden en az on tane vücut dili kitabı yazacak kadar bilgi biriktirdim kafamda. Ve çoğunda karşımdakinin cevabından emin olamadığım için vazgeçtim, söyleyemedim. Bu yüzden benim çok sevdiğim değil de hep beni çok seven kişilerle yakınlaştım.

Eski bir hocam “senin sevdiğin değil, seni seven kişiyle mutlu olabilirsin” demişti, bense kadının ne çok aşk acısı çektiğini düşünmüştüm. “Sen de zamanla seversin” diyordu. O gün bu gündür hep düşündüm “karşılıksız sevmek mi yoksa karşılıksız sevilmek mi?” ve “sevildiğinden emin olunabilir mi” diye.

Biri bana hayatın anlamsızlığından, saçmalığından söz edip “insan ömrünü neye vermeli?” diye sorduğunda ona “dünün anlatmak için yaşamak, geleceğin ise olduğumuzla yetinmemek olduğunu, şimdiyi yaşamak için de hep çok az zamanımız olduğundan beceremediğimizi ” söylemiştim. Ve “dün, bugün, yarın hep bizimle olacak bir şey bulmalıyız” deyip tek şıklı sorularımdan birini sormuştum. “Aşk mı?” dediğinde “bilmiyorum” demiştim ama biliyordum. O zaman da sorduğum soruların cevaplarını biliyordum, şimdi de biliyorum, yarın da bileceğim ama sanmıyorum ki o cevaplarla mutlu olacağım veya o iki kelimeyi tek nefeste söyleyeceğim.

Arkadan geçen güzele…

14. Mayıs 2010 by engin
Categories: edebiyat | Tags: , | 4 comments

Bir tüketici hikayesi (ya da goldpc 14 ayarmış, ya da tükoder neye yarar, ya da ben bu garantinin)

gold bilgisayar

gold bilgisayar

F3 serisi Asus bir laptop’um vardı. Tam modeli F3SC. Ekim 2007′de goldpc kadıköy şubesinden 1780 liraya almıştım. Asus’un F3 serinin kasasında problem olduğunu internette çokça duyuyordum ve benim bilgisayarımda da 1. yılında klavyenin sağ shift tuşundan usb çıkışına doğru bir çatlak oluşmuştu. Bir türlü fırsat bulamadığımdan ve teknik serviste ne kadar uzun süre kalacağını bilmediğimden görmezden geliyordum. Ağustos 2009 da ise sol arka menteşesinde ciddi bir kırık oluştu ve benim yapmadığımdan emindim çünkü bilgisayarı o dönem durduğu yerden bile kaldırmıyordum.

Teknik servisin telefonu sürekli meşgul çaldığından bilgisayarı direk servise götürdüm. Teknik servisteki kadın hiçbir şey demeden bilgisayarı aldı. Garanti kapsamında olup olmadığını sorduğumda “eğer içini açmadıysanız garanti kapsamındadır” dedi. Ben de açtığımı ve neden sorusuna cevap olarak ta fanından ses çıktığını ve fazla ısındığını bu nedenle fanını temizlemek için açtığımı söyledim. Açsam bile içerisindeki etiketleri sökmediğim sürece garanti kapsamında olduğunu söyledi ve form bende bilgisayar onlarda kaldı.

asus

30 iş günü süresince bir çok kez aradım ama meşgul sesi gelmediği zamanlarda 20-30 dk beklemenin ardından 10-15 snlik konuşmalar yapıp bilgisayarım hazır olduğunda onların beni arayacaklarını, benim aramam gerektiğini öğrendim. 30 iş günü dolduğunda formumla beraber Asus teknik servisine gittim. Bilgisayarımın parça beklediğini söylediler, ben 30 iş gününün dolduğunu hatırlatınca laptopun çanta ve adaptörünü getirince RMA raporunu alabileceğimi söylediler ve iki gün sonra tekrar gelip 15 dk içerisinde aldım.

RMA raporunda “yeni ürün veya fatura tutarı para iadesi” alabileceğim yazdığından aynı gün goldpc’ye gidip fatura tutarı iadesi istediğimi söyledim fakat bana çok fazla kesinti olacağını bu nedenle yeni ürün almamı söylediler. Ben neden kesinti olduğunu merak ettim ama onlarında bilmediklerini distribütör firmanın ürünün güncel bedelini hesapladığını -doların o zamanki kuru, kullanım bedeli gibi şeyler- söylediler. 1100-1200 lira kadar alırmışım. Ben böyle olmaması gerektiğini bu nedenle araştıracağımı söyledim. Ama bana RMA raporunda yazan “10 gün içinde işleme koyma maddesini” hatırlattılar ve benim iyiliğimi düşündüğümü söylediler. Distrübütör ile konuşursam da seri numarasını vermemem gerektiğini yoksa onların beni fişleyeceklerini, parayı bırak istediğim laptopu bile alamayacağımı söylediler ve tekrar yeni bilgisayar teklif ettiler.

tükoder

tükoder

O günün devamında kadıköy Tükoder’e gittim, oradaki kadına durumu hızlıca özetledim ama beklemediğim bir cevap olan “o kadar kullanmışsın, tabi aynı parayı alamazsın” cevabını aldım. Peki bu kadar kesintinin normal olup olmadığını sorduğumda “İl sanayi ticaret müdürlüğünün” telefon numarasını verdi ve buraya danışabileceğimi söyledi. Ertesi gün il sanayi ticaret müdürlüğü telefonu ve web sitesinin kaymakamlıkta ki hakem heyetine yönlendirdiğinden direk hakem heyetine gittim. Oradaki beyfendi 1000liranın üstündeki tutarlar için tüketici mahkemesine gitmem gerektiğini bir karar verseler bile ancak delil niteliğinde olduğunu ve buna goldpc’nin uymayabileceğini söyledi. Ayrıca mahkeme için en az 1 yıl, hakem heyeti içinde 3 ay beklemem gerekirmiş. Tabi sanırsa haklı olduğumu da ekledi. Bir kaç gün içinde bir Vatan bilgisayar çalışanına ve Teknosa çalışanına konuyla ilgili bilgilerini sordum ve haklı olduğumu tutarın tamamını almam gerektiğini öğrendim. Ayrıca henüz bilgisayarım garantideyken bir goldpc çalışanı bana “yeni ürün yerine istersen paranın hepsini alabilirsin” demişti.

Goldpc’ye ilk gittiğimde “yetkiliye distribütör  nasıl para keser ben onları ararım dediğimde” bana “Ara ama sakın seri numaranı verme sonra hiç para hakkın olmaz onların verdiği bilgisayarı almak zorunda kalırsın, gel ben sana güzel bir laptop vereyim” dediğinden biraz korkarak index bilgisayarı aradım ve karşıma çıkan hanıma siz para kesiyormuşsunuz, niye kesiyorsunuz gibi şeyler söyledim. Karşımdaki hanım “bir kesintinin olmadığını, golpcnin onlara ödediği parayı geri ödediklerini, goldpcnin de benim ödediğim parayı bana geri ödemesi gerektiğini söyledi”. Bana yalan söyleyip söylemediklerini sorduğumda ise “yani” dedi. “Asusa şikayet edebilirsiniz” dedi. Asus teknik servisine gidip böyle böyle dedim ama buranın teknik servis olduğunu birşey yapamayacaklarını söylediler. Goldpc’ye gittim ve bana kesinti yapmadıklarını söylediler dedim. Eski arkadaş tavırları yerine çok soğuk bir şekilde formumu ve faturamı alıp bana üzerinde imza ve mühür bulunmayan bir bilgisayar çıktısı verdiler ve yine yerine bilgisayar almamı paramın tamamını alamayacağımı falan 100. kez dinledim. Önce formu almak istemedim ama almayıpta ne yapacağımı bilemediğimden ve RMA formunun süresinin dolacağını düşündüğümden aldım. 10 gün sürer dediler gittim.

5. gün gittim bana mesaj geleceğini gelmemem gerektiğini söylediler. 8. gün benimle konuşan bey yerine başka biriyle konuştum kendisi de çok kez yeni bilgisayar teklifi yaptı, o beyi beklemem gerektiğini söyledi. O bey geldi ve bana mesaj geldi mi dedi. Bende niye gelmedi dedim. ilk konuştuğum bey unutmuştur dedi. Diğer bey de öğleden sonra gel dedi. “Şimdi niye olmuyor” dediğimde “o zaman olur” dedi. Öğleden sonra gittim ve masa arkasında 10 dakika bilgisayar tuş vuruşlarını dinledim ve 1600 küsür bir tutar teklifi aldım. “Hayırdır” dedim “distribütör o kadar vermiş bizim yaptığımız bir şey yok” dedi. Kabul etmediğimi fatura tutarında yazan bedeli istediğimi söyledim. Giderek yükselen ses tonuyla bir şey yapamayacağını ekranına bakabileceğimi söyledi. Ekrandaki tutarın distribütörün onlara verdiği tutar olabileceğini ben verdiğim tutarı almak istediğimi söyledim. O bu işten bıktığını, böyle bir şey olmadığını, hiçbir şeyden anlamadığımı söyledi. Ben de “yasayı okduğumu, hakem heyetine sorduğumu, diğer firmaların çalışanlarına sorduğumu ve Tükoderde bir arkadaşımın komşusu olan müdüre sorduğumu onların tam aksini söylediklerini, bir tek kendilerinin böyle söylediğini söyledim. İsterlerse dava ile halledebileceğimi söyledim. Bir 10 dakika daha dinlediğim tuş tıkırtılarından sonra “o zaman birde 45 dolara usb bellek aldığımı onu çıkarınca 1780 lira alacağımı” söyledi. “Ben de doları o zamanki kurdan mı hesapladınız” dedim “istersen o zaman ki kurdan hesaplayayım da 3-5 milyar sana borcumuz olsun, ha ister misin? ister misin?” dedi usb belleğin fiyatından bahsettiğimi söylemedim, hakkımı istediğimi söyledim ve teklifi için teşekkür ettim.

Oradan aldığım iade kağıdıyla, iade işlemini yapacağım kişiyle görüştüm ve bana iadenin olacağını ama o zaman taksitle aldığım için taksitle geri alacağımı söylediler. Bende garanti bankasının şubesine giderek sordum ama bana taksitlerimi bitirdiğim için tutarın hepsini alacağımı söylediler. Goldpcye geri gittim cuma günü olduğundan ve mesainin dolduğundan pazartesi yapılacağını ve peşin alabileceğimi söylediler. Ertesi hafta çarşamba işlemi yaptıklarını söylediler ama cuma akşamı yaptılar bu nedenle bir sonraki pazartesiye kaldı.

garanti bankası

garanti bankası

Bir sonraki pazartesi garanti bankası bana o zaman 10 taksitle aldığımdan para mı da 10 taksikle alacağımı söyledi. Kızdım, olmaz dedim garantinin “haklı tüketici hattını” aradım, hakem heyetine gittim ama “olmamalı, olmaması lazım, tam emin değilim ama böyledir” cevapları ve “garantiye şikayet et” tavsiyesi yüzünden pek bir şey beklemedim. Garantide ilk sorduğum hanıma sordum o eski söylediğini tekrar söyledi, hepsini alacağımı iletti. Ben de hesabın olduğu bankadaki yetkiliyle konuşturdum ama sonuç aleyhime oldu. Şu an 10 taksit olarak geri iade alıyorum. Bende kendime Vatan Bilgisayardan yine Asus F83SE model bir bilgisayar aldım 10 taksitle.

Ek: Şuan garanti para iadesi yaparken her ay 4liraya yakın bir tutar kesiyormuş, nedeni de bonuslardır falan demişler. fakat o zaman kampanyadan aldığımdan sanırım 1780 liraya 2 lira bonus kazanmıştım. bu iş nasıl oluyor anlamadım :/

Ek: Garanti o kesintiyi tek seferlik yapmış ama hala taksitli olarak ödüyor.

05. Şubat 2010 by engin
Categories: abone için yazılar | Tags: , , , , , , , , , , , | 8 comments

Korsan Parti

korsan parti logosu

“Onlar ne gemi kaçırıyorlar, ne de gömülü bir hazinenin peşindeler. Tek istedikleri sanal ortamda da olsa biraz özgürlük. Dünyaca ünlü paylaşım sitesi The Pirate Bay’in kapatılması, kurucularına verilen para ve hapis cezaları Korsan Partinin çok geniş bir “internet kitlesini” arkasına almasını sağladı. Dünyanın 32 ülkesinde örgütlenmiş ve örgütlenmeye de devam eden Korsan Partinin, ülkemizde de Radikal gazetesi teknoloji editörü M. Serdar Kuzuloğlu, Akademisyen Özgür Uçkan ve onlara destek olmak isteyenlerin öncülüğünde kurulum çalışmaları sürüyor. Amacına ulaşır mı şimdiden kestirmek zor fakat Korsan Parti yıllardır halının altına attığımız bir sorunun artık çözülmesi gerektiğini bize hatırlatıyor: Bireysel özgürlük hakkı”

Korsan Parti

Korsan Partiye (Piratpartiet) giden yol 1998 yılında mp3.com sitesinden günde 4 milyon müzik dosyası indirilmesi ile başlıyor. Bu da daha o zamanlardan içinden çıkılmaz sorunların ilk doğum sancıları olarak göze çarpıyor. Daha sonra internet üzerinden yasal olmayan müzik transferi, insanların IRC kanallarından fellik fellik şarkı araması Napsterin önünü açmakta gecikmiyor. Napster 1999 yılında ilk versiyonunu yayımlıyor ve download piyasasına bomba gibi düşüyor. O zamanlar internetle haşır neşir olanlar anımsar 56k dial-up bağlantı ile onlarca şarkı indirmek için saatlerce beklemek büyük bir sıkıntıydı. 2 sene boyunca hizmet veren Napster 2001 yılında A&M Records un açtığı davayı kaybederek kapanıyor. Bu dava o kadar çok ses getiriyor ki 84 yılında Sony ve Universal Studios u karşı karşıya getiren betamax davasını bile geride bırakıyor. İleriki yıllarda açılıp kapanan sayısız dosya paylaşım sitesinden sonra ThePirateBay.org ortaya çıkıp dünyanın 1 numaralı torrent izleyicisi haline geliyor.

thepiratebay.org logosu

ThePirateBay’in bu kadar uzun soluklu olmasının sebebi; sunucularında bulundurdukları torrent dosyalarında yasal olmayan hiçbir şey bulundurmadıkları, sadece içeriğin (müzik, film vs.) kimin bilgisayarında bulunduğuna dair verileri bulundurduklarından İsveç yasalarına göre suç işlemiyorlardı. Yinede ABD’nin öncülüğünde yürütülen sürek avı ve baskı sonucunda iki polis operasyonu düzenlenerek sitenin sunucularına el konuldu ancak herhangi bir suç unsuru bulunmadı ve yeniden açıldı. Kurucularının gözaltına alınıp ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılması onları bir anda internet kahramanı yaptı. Bu hareketin yarattığı ivmeyle Korsan Parti 2006 yılındaki İsveç genel seçimlerine girme kararı aldı. Kanunen gerekli 500 imzayı toplamaya çalışırken 36 saatte 4 bin 725 imza topladı. 1 milyondan fazla dosya paylaşımcısının bulunduğu İsveç’te The Pirate Bay e gelen baskılar ve baskınlar Korsan Parti’nin 2006 İsveç seçimlerinde, kuruluşunun üzerinden 9 ay bile geçmeden 34,918 oy alarak ( % 0.63 ) seçimlere katılan 40 parti arasından 10. sırada yer almasını sağladı. 2008 de gençlik kollarının açılmasıyla 1280 genç üye kayıt oldu ve devletten 122.000 avro para yardımı aldı. Güncel genç üye sayısı 9153, toplam üye sayısı 50.100 olan Korsan Parti’nin bu sene aldığı devlet yardımının artması bekleniyor. 2009 yılında ThePirateBay’e açılan dava sonucunda kuruculara 1 er yıl hapis ve toplam 30 milyon kron (~5.7 milyon TL) ceza verilmesinin de etkisiyle seçimlerinde %7,13 oy alarak hem isveç meclisine hem avrupa parlamentosuna girmeye hak kazandılar. Ayrıca İsveç Korsan Partisi Lizbon antlaşmasının kabul edilmesiyle Avrupa Parlamentosunda 2. koltuğuna sahip oldu.

Alman Korsan Partisi (German Piraten Partei) 2006 yılında Berlin’de kuruldu ve 2008 ocak ayında yapılan Hesse eyaleti seçimlerde %0.3, 2009 da eyalet meclisi seçimlerinde %0.5 ve Avrupa Parlementosu seçimlerinde ise %0.9 alarak seçimlere katılan 2. Korsan Parti oldu ve aynı zamanda da hatırı sayılır bir oy alarak görece başarı kazandı. Dünya da şuan 25 ülkede Korsan Parti kurulmuş veya kurulma çalışmaları başlamış durumda.

Telif hakkı, patent ve kişisel özgürlük

Korsan deyince akla sokaklarda başlayan korsan CD satışı gelse de Korsan Parti herhangi bir şekilde sanatçıların sırtından para kazanılmasına karşı. Zaten İsveç Korsan Partisi lideri Rickard Falkvinge plak şirketlerini paranın %95′ini alan asalaklar olarak görüyor. Korsanların isteği ticari amaç gütmeye kopyalama ve kullanım haklarının ücretsiz olması ve dosya paylaşımının yasaklanmak yerine özendirilmesi. Çünkü internetin bugüne kadar kurulan en büyük halk kütüphanesi olması, tüm kültür ve bilgi paylaşımının tüm insanlığa açık olmasının önünde hiç bir engel yok. Tüm bu yazıyı google documents kullanarak online hazırladığımızı düşünürsek bu bugün mümkün.

Telif hakları savunucularının en çok sorduğu soru şarkıcıların nasıl para kazanacakları. Albüm satışlarının zaten şarkıcılara para kazandırmadığı ortada, konserlerden ve eğitmenlikten albüm satışlarından kazanamadıkları parayı kazanıyorlar. Bugün internet, şarkıcıların aracı şirketlere olan ihtiyacını ortadan kaldırdı, doğrudan hayranları ile buluşabiliyorlar. Aslına bakarsak dosya paylaşımları plak şirketlerinin şarkıcıların sırtından kazandıkları parayı konserlerle doğrudan müzisyenlere kazandırdı. R. Falkvinge “bu müzik kayıtları tarihinin en büyük servet aktarımı” diyor. Zaten paylaşım sitelerine ve programlarına dava açanlar şarkıcılar değil de albüm şirketleri. Şarkıcıların bu durumdan pek bir şikayetleri yok.

Lağvolmuş bir patent sistemi

“İlaç patentleri üçüncü dünya ülkelerinde her gün insanların ölmelerine neden oluyor. Araştırmacıların, olası yaşam kurtaracak buluşlarını patent almayı beklemek için gizli tutmasına yol açıyor. Bunun en son örneği küresel salgın tehlikesinin bile, araştırma kurumlarının patentler üzerinden vurgun yapma şansından feragat etmediği kuş gribi virüsü oldu. Korsan Partisi, bu konuda yapıcı bir öneri getiriyor. Öneri sadece sorunların çözülmesini değil, araştırmalara daha fazla kaynak ayrılmasını ve kamu ilaç harcamalarının düşmesini de sağlayabilir. Avrupa patentleri kaldırarak hiçbir şey kaybetmez ama çok şey kazanır.” – İsveç Korsan Parti Bildirgesinden.

Patent deyince aklınıza evinin garajından uzun süre çıkmayan saçı sakalı birbirine karışmış çılgın tipler geliyorsa fazla romantik birisiniz demektir. Çünkü bir patent almak, haklarını elinde tutmak ve savunmak o kadar pahalı ki yalnızca büyük şirketlerin gücü buna yetebiliyor. Aslına bakarsak yeni bir ürün çıkarmak için çok sayıda farklı patente ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle büyük üreticiler aralarında “birbirlerinin patentlerini kullanabilme” anlaşmaları imzalamadan yeni bir ürün çıkartamıyorlar. Yani Bu işten asıl çıkar sağlayanlar patent danışmanları ve patent hukukçuları.

Korsan partinin üzerinde durduğu ise ilaç gibi toplumun faydasına sunulması gereken şeylerin lisans biçimlerinin değiştirilmesi, halkın bu ilaçların formüllerini internet üzerinden elde edebilmeleri. Küçük bir umut belki ama patentlerin halka açık olması -en azından kişisel kullanımının serbest olması- Afrika’daki milyonlarca HIV mikrobu taşıyan, 3. dünya ülkelerinde pek çok hastalığa maruz kalan ya da salgınlarda devlet veya ilaç gelmesini beklemeden kendi önlemini almak isteyen kişilere yardımcı olabilir; “The European Federation of Pharmaceutical Industries and Associations’un raporunda da görüleceği gibi şu anda da zaten devlettir ilaç endüstrisinin araştırmalarını ve geliştirmelerini finanse eden. Bunu ilaçlara yüksek ödemeler yaparak mümkün kılıyorlar. Oysa devletler işbirliği yaparak araştırmaları direk finanse etseler, daha sonra bu araştırma sonuçlarını tamamen serbest bıraksalar, daha sonra da bu araştırma sonuçlarını kullanarak ilaçları üreten şirketlerden rekabete açık bir piyasada ilaçları satın alsalar hem fiyatlar aşağıda tutulur, hem de araştırma ve geliştirmeye daha fazla kaynak ayrılması mümkün olurdu. Bu düşünce havadan alınma bir düşünce değildir. Ekonomist Dean Baker (Center for Economic and Policy Research) alternatif bir ilaç patenti için 4 öneri getirdi. Bu onlardan biridir.” - http://postdijital.com/patent-ve-korsan-parti

“Sorun müzik dosyası paylaşımı değil, sorun bunu mazeret gösterip herkesin denetlendiği bir toplum yaratma isteği” – Rickard Falkvinge

Hollywood’da izlediğimiz korsanlardan beklenir miydi bilinmez ama Korsan Partinin üstünde durduğu önemli konulardan biri kişisel gizlilik hakkı. Korsanlar 11 Eylül saldırısından sonra kişisel gizliliğin terör olaylarının bahane edilerek ortadan kalktığını ve bireylerin kişisel gizlilik özgürlüğü hakkını geri alması gerektiğini savunuyorlar.

Fransa’nın HADOPI, İsveç’in FRA adlı yasası Hollandada BRAIN adlı veri korsanlığını önleme kuruluşu, Avrupa Birliği’nin 2006′da kabul ettiği; internet servis sağlayıcıları ve arama motorlarının kaydettikleri verilerin adli soruşturmalarda kullanılmak üzere belirli bir süre saklamalarını öngören Veri Alıkoyma Direktifi, ülkemizde Ulaştırma Bakanlığının üzerinde çalıştığı sanal ortamın takibine yönelik yasa çalışmaları bize biraz geç de olsa “George Orwell’ın 1984′ünü” yaşadığımızı düşündürtüyor. Bu yasaların kısaca amacı telif haklarının internet üzerinden doğru işleyebilmesi için internetin buna uygun hale getirilmesini sağlamak ve bu amaçta vatandaşların herhangi bir telif hakkı ihlalinde internet bağlantısının kesilmesi ve para, hapis cezası almaları. Ayrıca “interneti buna uygun hale getirmek” arkadaşlarımız ile paylaştığımız dosyaların telif hakkı olup olmadığının kontrol edilmesi demek. Bu da tüm interneti izlemek anlamına geliyor ki, indirdiğimiz her verinin yolladığımız ve aldığımız tüm e-postaların mahkeme kararına gerek olmadan izlenmesi hayli ürkütücü olsa gerek.

BBC’nin yaptığı Korsan Parti haberinde Rickard Falkvinge “Sorun müzik dosyası paylaşımı değil, sorun bunu mazeret gösterip herkesin denetlendiği bir toplum yaratma isteği. Bu yolun nereye gittiğini biliyoruz çünkü bizden önce birçok toplum aynı süreci yaşadı” diyor. İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt ise yollanan her e-postanın şüpheli olabilecek 250 bin anahtar kelime veya terim için her an taranmasını sağlayan FRA yasasını şu sözlerle savunuyor “Bireylerin saygınlığını korumakla güvenlik koşullarını gözetmek kararlılığımız arasında açık bir denge oluşturduğumuzu düşünüyorum. Örneğin Londra ya da Stockholm’de bir bomba patlasa seçmenler bana ne önlem aldın diye soracak. Uzun bir zamandır İsveç’te böyle bir olay yaşamadık, o yüzden bu tür olaylara gerek yok demek kolaylaşıyor, fakat ben uzun vadeli bir sorumluluk almak zorundayım.”

“İnternetin hayatımıza girmesiyle neyin gerçek, neyin yalan olduğunu gazeteler veya televizyon aracılığı ile bize dayatması ortadan kalkıyor. Bugün herkes yayın yapabilir. Kimse gerçeğin ne olduğuna dair bir tekel kuramaz. Biri bir skandal haberi alırsa gazetelere gitmesi ve onların sansürüne maruz kalması gerekmez, internetten düşüncesini özgürce yayınlayabilir. Bu da çok daha zengin bir tartışma havası yaratır. Çeşitlilik getirir, çok daha fazla fikrin etki yaratabilmesini sağlar. Gerçek demokrasi işte budur.” – Rickard Falkvinge.

Türkiye’de İnternet, Sansür ve Korsan Parti

Youtube, EkşiSözlük, DailyMotion, MySpace, LastFm, Blogger, WordPress, Alibaba, Google Groups, Google Sites, GazeteVatan, EğitimSen, YouPorn, Redtube… uzayan giden bu liste Türkiye’de engellenmiş, kiminin engeli kalkmış kiminin ise hala devam eden sitelerin sadece bir kısmı. Bilinen 4662 engelli site var – kaynak http://engelliweb.com/ (Kasım 2009)

Türkiye’de hiçbir zaman internet yeteri kadar önemsenmedi örneğin 2002 yılında çıkarılmak istenen RTÜK yasasında internet medyaya indirgenerek Basın Yayın Yasasının içerisinde değerlendiriliyordu. Zaten yasa her yayının bir kopyasının valiliğe ve basın savcılığına gönderilmesini şart koşuyordu ki internet için bunu uygulamak imkansızdı. Neyse ki yasa Cumhurbaşkanından döndü. Ve “hukuki tedbir” aslında sağlayacağı fayda vereceği zararla ölçülemeyecek kadar büyük olduğunda uygulanması gereken bir şey olmasına rağmen bizde internet sitelerini engellemek için bir tür ceza olarak algılanıyor ve hemen uygulanıyor.

Türkiye’de internetin yüzü bir türlü gülemedi. Devleti ve kurumlarını aşağılama gerekçesiyle bir çok engelleme kararı verildi. 2005′te MÜYAP’ın yetkili kurum statüsü kazanmasıyla 1500′den fazla site MÜYAP girişimiyle engellendi. İnternetin kontrol edilemezliği görülmeye başlandıkça öcü olarak gösterilmeye de başlandı. 2006 sonu 2007 başı, etkili bir medya operasyonuyla satanizm, çocuk pornografisi bahanesiyle gençlerin ve çocukların internetten korunmaları gerektiğine karar verildi ve 5651 Sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi” Hakkındaki kanun meclisten hızlıca geçti. Neredeyse muhalefet bile olmadı hatta CHP isteğiyle Atatürk’e hakarette bu yasanın içeriğine alındı, Cumhurbaşkanı Sezer de hemen onayladı. Yasa çıktıktan sonra satanistler ortadan kayboldu. Çocuk pornografisi ile suçlananların çoğu yakalanan materyalin yasal porno olduğundan serbest bırakıldı.

“Gerek yasa öncesi yaşanan tartışmalar gerekse yasanın çıkış nedeni olarak gösterilen çocuk tacizi konusu tam bir saçmalık. Hükümet bu konuda ciddi olsaydı, 2001den beri çocuk pornografisine yönelik ek protokolü imzalamamakta ayak diremez veya on yıl önce imzalanan Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin gereklerini yerine getirirdi! Çocuk emeğinin sömürülmesi, çocuk suçluların sayısındaki artış, fiziksel şiddete uğrayan çocukların sayısındaki patlama, aile içi taciz ve şiddete göz yumulması dikkate alındığında, çocuk tacizi gündelik hayatımızın bir parçası.” – Özgür Uçkan

Türkiye’de yapılan site engellemeleri tüm siteye yapılıyor; sadece ilgili içeriğe değil (sanırım nesne tabanlı engelleme masraflı bir uygulamaymış). Örneğin bir video için tüm youtube’un, bir kepçe firmasının başka bir firmaya ait fotoğrafı sayfasına koyduğu gerekçesiyle tüm alibaba.com’un, Adnan Oktar’a hakaret içerdiği nedeniyle groups.google.com, ekşisözlük ve wordpress’in, LigTv yayınını verdiği gerekçesiyle tüm blogspot’un engellenmesi… gibi. Doğal olarak aynı alan adı altında barınan tüm siteler madur edilmiş oldu. Adnan Oktar’ın yaratılış atlasında milyonlarca yıldır değişmeyen fosil olarak kullandığı şeyin balık yemi olduğunu afişe ettikten sonra, hakaret davası nedeniyle engellenen Dünyaca ünlü İngiliz biyolog Richard Dawkins’in sitesinde “Banned in Turkey” görselini görebilirsiniz.

banned in turkey

Sansür açıkça ve çok yanlış olarak yapılmasının ardından http://elmashift.blogspot.com önderliğinde Sansüre Sansür hareketi başladı ve yüzlerce internet sitesi sahibi sitelerini “kendi kararlarıyla erişime kapattılar”. Daha sonra youtube engelinin birinci yılında YAY! Hareketi ile sansürü tekrar gündeme taşıdılar. - ayrıntı için: htttp://sansuresansur.org/

Çizer Memo “Tembelçizer” pornoya karşı uygulanan sansürü haksız bulup, yazar Kaan Sezyum’la bir pornomadokunma isimli blogunu açıp fikirlerini beyan etmekten çekinmediler. Çocuk pornosu ve halkı fuhşa özendirmek bahanesiyle engellenen porno sitelere erişimin en doğal hakkı olduğunu savunmuş ve sanal suçları bir günah keçisi olarak pornoya yüklememek gerektiğini belirtmiştir. Seçtikleri sloganlar ise “Pornoma dokunma, sıvazıma karışma”, “Bu otuzbir mahkeme kararıyla engellenmiştir” ve “Cinsel özgürlükler keyif değil, haktır”.

Yakın zamanda Myspace.com ve Last.fm’in engellenmesiyle ise müzisyenler yaptıkları müziği isteseler bile ücretsiz olarak veremeyecek hale geldiler. Sayılamayacak kadar çok bağımsız müzisyenin bir anlamda müziklerini myspace.com aracılığıyla sanal ortamda ücretsiz paylaşmasının önü kesildi. Bu sansür hareketleri sonucunda kendilerine “İnternet Vatandaşları” diyen bir grup insan, 23 Eylül de MÜYAP’a, kapağında “özgür müziğe dokunma” yazılı boş CD’ler gönderdi.

Ayrıca bobiler.örg’ün internette sansürü protesto için taksime çıkmasına 11binin üzerinde kişi katıldı, tabii sanal olarak – http://taksim.bobiler.org/

internette sansürü protesto etmek için haydi taksime

Sevindirici bir haber olarak, Türkiye’de sansürün çok hızlı ilerlemesine rağmen internetin sağladığı avantajla, karşı tepkiler de o kadar hızlı ilerledi. Türkiye’de korsan parti çalışmalarının olduğundan M. Serdar Kuzuloğlu’nun kişisel blogunda ki 30 Haziran 2009 tarihli “Türkiye Korsan Partisi Kuruluyor” yazısıyla haberdar olduk. O günün ardından çok uzun süre tartışmalar devam etti hala da http://friendfeed.com/korsan-partisi ve http://groups.google.com/group/korsan-partisi adreslerinde devam etmekte. Herkese açık ve her düşünce özgürce söylenebiliyor. Korsan Parti çok büyük bir sorumluluğu göze alıp elini taşının altına koymaktan çekinmedi ve umarım faydasını hep birlikte göreceğiz.

YTÜ Basın Yayın Klübü’nün hazırladığı 3.Hamur gazetesi için hazırlandı.

Engin Yazılan

Zeki Can Satıcı

Kaynaklar:

http://piratpartiet.se
http://web.piratenpartei.de
http://www.hafif.org
http://mserdark.com/
http://www.hurriyet.com.tr/
http://www.radikal.com.tr/http://www.radikal.com.tr/
http://bianet.org/http://bianet.org/
http://www.pusula.tv/
http://www.bbc.co.uk/
http://5posta.org/
http://korsanpartisi.org/
http://postdijital.com/
http://sansuresansur.blogspot.com/
http://www.ozguruckan.com/
http://pornomadokunma.blogspot.com/

09. Ocak 2010 by engin
Categories: insanlık için yazılar | Tags: , , , , , | 5 comments

izlediğim filmler

Eğer bir filmde ünlü oyuncular oynuyorsa ve bilgisayar efektleri ile doluysa, filme başlarken Warner Bros. (WB) vb. yazıyorsa o film sanat içermez, ne senaryoya dikkat edilir ne de oyunculuğa o film gişe filmidir ve sadece para kazanmak için yapılmıştır. İyi filmin oyuncularının tanınmış olması gerekli değildir iyi olması gereklidir, yönetmeninin iyi olması gereklidir.

08. Eylül 2009 by engin
Categories: engin için yazılar | Tags: | 2 comments

Engin’in ubuntu rehberi

 

Ubuntu kurmadan önce;

Ubuntu Mac Os, Windows gibi bilgisayarınızdaki dosyalarınıza erişmek, internette dolaşmak ve bir takım programlarla istediğiniz diğer şeyleri yapmanıza yarayan bir işletim sistemidir. Ücretsizdir ve kaynak kodlarına ulaşmak bile mümkündür. Kurulumu 15 ile 30 dakika arasında tamamlanır. Kurulduktan sonra tüm donanım sürücüleriniz otomatik yüklenir. Ön yüklü gelen programlar ile yazı, müzik, resim ve videolarınıza ekstra bir program kurmadan erişebilirsiniz.

Hatta tüm bu özelliklerini bilgisayarınıza kurmadan sadece cd ile çalıştırarak kullanabilirsiniz.

http://ubuntu.com/download adresinden indirilip cdye yakarak deneyebilirsiniz.

İlk ayarlar

  1. Yazıtiplerini değiştirmek
    Uygulama yazı yüzü ile Belge yazı yüzü’nü DejaVu Sans Book 8 punto olarak ayarlıyorum.
    Sistem->Tercihler->Görünüm
  2. Panellerden birini silmek
    Alt ve üstte duran panelin ekranı daralttığını düşündüğümden üstteki paneli sağ tıklayarak siliyorum. Tabi üstteki paneli sildikten sonra saat ve programlar menüsü gibi birçok şeye ulaşamıyoruz. Bunları da alttaki panelin sağ tıklama menüsünden “panele ekle” kısmında Saati, Uygulama menüsünü, Bildirim alanını, Çalışma alanı seçicisini ve kullanmak istediğim diğer şeyleri ekliyorum. Eklediğim şeyleri de sağ tıklayarak panelin istediğim yerine taşıdıktan sonra tekrar sağ tıklayıp kilitleyerek yerlerinin değişmesini engelliyorum.

Ubuntu kurduktan sonra kurduğum ilk programlar

  1. Müzik dinlemek ve Film seyretmek için gerekli Codecleri kurmak
    apt:ubuntu-restricted-extras tıklayarak veya ubuntu yazılım merkezinden “ubuntu kısıtlı ilaveler” paketini kurarak
  2. Rar dosyalarını açabilmek için apt:rar ve apt:unrar paketlerini kurmak
  3. Ubuntuda kopyaladığınız yazıyı yapıştırmadan önce, orijinal sayfayı kapatırsanız clipboard temizlendiğinden yapıştıramıyorsunuz. Bu nedenle geçmiş kopyaladıklarınızı bile aklında tutan apt:glippy programını kuruyorum.
  4. Ubuntu menüsüne güzel bir alternatif olarak cardapio yüklenebilir.
  5. Chromium
    Firefox çok güzel bir tarayıcı olmasına rağmen ne yazık Linux altında Windows’da olduğu kadar kararlı çalışmıyor. Bu nedenle Chromium tarayıcısını apt:chromium-browser kuruyorum.
  6. Ubuntu Tweak
    Ubuntu tweak ile Ubuntu güncelleştirmelerini yükleyip, yeni yazılım depoları ekleyebilirsiniz. Masaüstü efekt uygulaması Compizin sık kullanılan ayarlarını çok basit şekilde yapabilirsiniz.
    apt:ubuntu-tweak tıklayarak veya http://ubuntu-tweak.com/downloads adresinden .deb paketini indirerek kuruyorum.
  7. VLC media player
    apt:vlc bağlantısıyla kurabilirsiniz. VLC ile neredeyse oynatamadığınız bir video kalmayacak
  8. Pidgin
    apt:pidgin bağlantısıyla kurulabilir. Ubuntu ile varsayılan olarak gelen empathyden daha başarılı bulduğum için Pidgin kullanıyorum
  9. Transmission
    apt:transmission bağlantısı ile kurulabilir. Basit arayüzlü bir torrent indirme aracı.
  10. Gmail kullananlar için checkgmail
    apt:checkgmail

Kurcalamak isteyenlere bağlantılar

  1. http://denizatm.com/2010/linux/macbuntu-ile-ubuntu-uzerinden-mac-deneyimi-yasayin/
  2. http://lifehacker.com/5545319/nautilus-elementary-simplifies-file-browsing-in-linux
  3. https://launchpad.net/cardapio Ubuntu’nun menüsünden sıkılanlar için. Kurduktan sonra panele ekliyorsunuz.
  4. http://www.omgubuntu.co.uk/2010/01/make-grub-themes-beautiful-look-nicer.html
  5. http://thecodecentral.com/2010/04/02/use-gedit-as-remote-file-editor-via-ftp-and-ssh-ubuntu

Not: Engin’in deyince, bir uzmanın değil, aceminin rehberi olarak algılanması daha iyi olur. Yeni kullanıcılar için kullanışlı bir rehber olması için deneyimli kullanıcıların önerilerini eklemekten zevk duyarım.

19. Ağustos 2009 by engin
Categories: insanlık için yazılar | Tags: , , , , | 1 comment

engin’s kiss (sade wp teması)

engin's kiss theme screenshotKendim için uyarladığım oinam software’in wp-kiss temasını engin’s kiss olarak yayınlıyorum.

Tema basit, sağ kenarlıklı, widget uyumlu, XHTML ve CSS geçerli. Başlık resminin kolayca değiştirilebilmesi için psd ve xcf dosyalarını tema klasörü içine ekledim. Tema başlığında kullanılan fotoğraflar benim, bu nedenle telif hakkı sorunu yoktur.

Orijinal tema üstüne yaptığım ekler

  1. Sidebar’ın tekil sayfalarda da görünmesini sağladım
  2. Widget uyumlu hale getirdim
  3. Gravatar desteği ekledim
  4. Tema genişliğini biraz arttırdım (%20ye yakın)
  5. Yazı başlıkları daha büyük puntoyla, büyükkaraktere çevrilmeden, bağlantıyla görünmesini sağladım
  6. Geri izlemeleri yorumlardan kaldırdım
  7. Çerçeveyi incelttim
  8. Arama kutucuğunu daha basit ve sade hale getirdim
  9. Css boyutunu azalttım
  10. Fazla dosyaları sildim :)

Temayı şuradan indirebilirsiniz : Engin’s Kiss-1.0_tr

15. Ağustos 2009 by engin
Categories: insanlık için yazılar | Tags: , , , , , , | Leave a comment

← Older posts